Tanzimat Fermanı ile başlayan “zorunlu askerlik” maceramız günümüzde de erkek vatandaşların hayatına müdahil olmaya devam ediyor. Zorunlu askerlik uygulamasının olduğu ülkelerde bir kişinin ahlaki, politik veya dinî görüşleri sebebiyle askere gitmeyi reddetmesine “vicdani ret” deniyor. Vicdani ret hakkı, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından temel insani hak olarak kabul edilmesine rağmen hâlen Türkiye’de tanınmıyor. Üstelik vicdani reddini beyan edenler ve onları destekleyenlere de işkenceden para cezasına kadar türlü yıldırma metotları uygulanıyor.
Enver Aydemir, daha önceki vicdani retçilerden farklı olarak dinî inançları sebebiyle asker olmayı reddeden bir Müslüman. Malumunuz Alevilerin haklı olarak şikâyet ettikleri zorunlu din dersleri uygulamasından, başörtülü kadınların eğitim ve iş hayatından dışlanmasına kadar pek çok keyfî tasarrufu beraberinde getiren bir anlayış olan otoriter laikliğin teminatı olduklarını her seferinde vurgulayan bir ordumuz var. Enver Bey de bu otoriter laikliğin pratiklerini birebir müşahede edip dinen bu orduda askerlik yapmayı doğru bulmadığını söyleyerek vicdani reddini açıkladı.
Enver Bey’in vicdani retçi tavrından dolayı maruz kaldığı olaylar zinciri ise şöyle gerçekleşiyor: Kendisi 24 Temmuz 2007’de zorla askerlik yaptırılmak üzere evinden alınıp Bilecik Jandarma Er Eğitim Tugayı’na getiriliyor. İlk ‘içeri’ alındığında üniforma giymeyi reddediyor fakat 10 asker tarafından zor kullanılarak üniforma giydiriliyor. Ailesi Bilecik’e ziyarete geldiğinde ise annesi ve eşine başörtülerini ‘kelebek’ diye tabir edilen biçimde örtmeleri ‘emrediliyor’! Emre uyduklarında ise bu sefer de pardösülerini çıkarmaları ‘emrediliyor’! Pardösülerini çıkarmayı reddettikleri için de Enver Bey ile görüştürülmüyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.