1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:16
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Hilâl Kaplan HASIRALTI 28.10.2009
Hilâl Kaplan
Şehit Anneleri’ne açık mektup
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Hilâl Kaplan - Şehit Anneleri’ne açık mektup Hilâl Kaplan - Şehit Anneleri’ne açık mektup Hilâl Kaplan - Şehit Anneleri’ne açık mektup Hilâl Kaplan - Şehit Anneleri’ne açık mektup Hilâl Kaplan - Şehit Anneleri’ne açık mektup Hilâl Kaplan - Şehit Anneleri’ne açık mektup Hilâl Kaplan - Şehit Anneleri’ne açık mektup Hilâl Kaplan - Şehit Anneleri’ne açık mektup
Hilâl Kaplan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Muhterem Şehit Anneleri,

Ben anne değilim. O yüzden “acınızı anlıyorum” gibi iddialı bir cümle kurmayacağım, anlayamam. Sadece acınızı hissetmeye ve yasınızı paylaşmaya çabalıyorum. O yüzden bu mektubu yazmadan evvel günlerce kalbim daraldı. Oğullarınızın ruhuna Yasin okuyup biraz olsun feraha erdikten sonra ancak size hitap edebilecek gücü bulabildim. Bu satırları da önce Allah’ın sonra da sizin merhametinize sığınarak yazıyorum.

Oğlunuz gibi binlerce evladın daha öldürülmesine engel olabilecek hayati bir süreç yaşıyoruz. “Demokratik açılım” ya da “toplumsal barış” gibi büyük laflar ediliyor ama sanırım bu büyük lafların hiçbiri aslında size dokunmuyor. Hakikatte olan ise şu: Oğullarınızı, başından beri size hakkında yalan söylenen bir savaşta kaybettiniz. Üstelik size yalan söyleyenler, yaptıkları zulümlerle bu savaşın başlamasını sağlayanlardı. Kabul edilmesi en zor olan da bu olsa gerek.

Üstelik bu kirli savaşın müsebbipleri, Kuranî şehitlik makamını bile kendi zulümlerini haklılaştırmak ve devam ettirmek için kullanmaktan dahi çekinmedi. “Kullanmak” diyorum zira mezkûr müsebbipler, yine Kuranî bir emir olan başörtüsünü takan kadınları aşağılamak, hayatın içinden kovmak ve onlara revâ görülen her türlü zulmün teminatı olduklarını ilan etmekten de çekinmeyen kalbi mühürlü insanlar. Ülke Müslümanlarına otoriter laiklik anlayışı çerçevesinde “Ne mutlu laikim diyene” dedirtmeye çalışanların şehitlik makamının yüceliğini ağızlarına almaları eminim sizin de kanınıza dokunuyordur.

Kalbi mühürlenmiş müsebbiplerin siyasi temsilcileri ise şehitlik makamının anlamından bile bihaber olduklarından “şehitlerimizin kemikleri sızlıyor” diyebiliyorlar. Halbuki, Kuranî hakikate “sözde değil özde bağlı” olanlar bilir ki: Allah’ın yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin; hayır onlar diridirler fakat siz anlayamazsınız.

Bu yüzden bilin ki oğlunuz ‘boş yere’ şehit olmadı. Ne dünyevi bir paye oğlunuzun eriştiği makama karşılık gelebilir ne de dünyevi bir hadise bu makamı onların elinden alabilir. Bu noktada, belki de hiç haddim olmayarak, sadece hakkı ve sabrı tavsiye etmeyi üzerime vazife bilerek oğlunuzun diri olduğunu müjdeleyen Kur’an’dan bir ayet daha hatırlatmak isterim: Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.

Evet, keşke müsebbiplerin zulmüne karşılık kimse eline silah almamış olsaydı ve bu kanlı 25 yılı yaşamamış olsaydık, ama yaşadık. Şimdi ise barışmak isteyenler, barışın tesisi için silah bırakanlar var. Silah bırakmak “artık kimse ölmesin” demektir. Bu davranışın kendisini teşvik etmek gerekmez mi? Halbuki silah bırakanların yurtlarına döndüğü gün ordumuz Kandil’e bomba yağdırdı. Üstelik hâlen operasyonlarına devam ediyor. Bu savaşkan tutum sadece daha fazla annenin yüreğine ateş düşürmeye yaramaz mı? Sizce de bu ihtimale karşı durmanın ve annelerin gözyaşlarını dindirmenin vakti gelmedi mi? “Oğlum sağ olsun” demek “Vatan sağ olsun” demekten daha az şerefli bir tutum mudur?

İnanıyorum ki muhtaç olduğumuz kudret oğlunu kaybeden siz annelerin merhamet duygusunda mevcut. Merhametiniz hepimizin yaralarına merhem olabilir. Zira amcasını öldürüp iç organlarını deşen Vahşi’yi affedecek kadar merhamet sahibi olan Efendimiz bile Allah’ın merhametini anlatmak için annelerin evlatları için olan merhametini örnek göstermiştir. Çünkü annelere haiz olan merhamet, hiçbir insan tekinde mevcut değildir. O yüzden evlatlarına sizin kadar merhametle yaklaşan diğer annelerin de sizinle aynı ağır imtihanı yüklenmemesi için, şehitliğin anlamını dahi bilmeyen zalimlerin değirmenine su taşımamak için ve en önemlisi bağışlamayı öven Allah’ın rızası için barışa vesile olabilecek bu süreçte daha merhametli davranmanızı rica ediyorum.

Bu savaşı, zorla içine çekilene kadar eline silah almamış olan gençler istemedi, hâlâ da istemiyorlar. Savaşın sürmesini isteyenler, başlatanlarla aynı kişiler zira savaşın bitmesi ile statü ve güç kaybedecekler. Kendi iktidarları için gencecik insanları kurban etmekten çekinmeyenlerin, evlatlarınız üzerinden siyaset yapmasına en çok da hâlâ diri olan ve tüm bu hengâmeyi izleyen oğullarınızın hatırı için izin vermemeniz gerekmez mi?

Her işe “esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla” başlayıp, O’ndan esirgenme ve bağışlanma bekleyenler olarak bu ülkenin sizin başka gençleri esirgemenize ve kin bilediklerinizi bağışlamanıza ihtiyacı var. Sizler içinizdeki fıtri merhamet duygusuna sahip çıktıkça, esirgeyip bağışladıkça, savaşın biteceğine dair ümidimiz yeşerecek. Sezai Karakoç’un dediği gibi: “Senden ümit kesmem/ Kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır.”

 

Diğer Hilâl Kaplan Makaleleri:
  1. Devrimcilerin ‘hayır’lı tarafsızlığı - 01.09.2010
  2. Barışın dili, barışın önderi - 25.08.2010
  3. Evetçi Boykotçular ya da Boykotçular samimi mi - 18.08.2010
  4. Başbuğ’a veda konuşması önerisi - 11.08.2010
  5. Başka bir PKK mümkün - 04.08.2010
  6. Solcu ve Müslüman - 28.07.2010
  7. Başbakan’a bir mesaj, bir soru - 21.07.2010
  8. Boykotçuların tavrı üzerine - 14.07.2010
  9. Öfkeyle bağış arasında - 07.07.2010
  10. ‘Her şey kapkara Barış’ - 30.06.2010
  11. ‘Nasılsanız, öyle yönetilirsiniz’ - 23.06.2010
  12. Antisemitizm İslâm’dan mıdır - 16.06.2010
  13. İki devletli çözüm hayali - 09.06.2010
  14. Sıramızı bekliyoruz - 02.06.2010
  15. Amerika’yı yeniden keşfetmek - 26.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Şehit Anneleri’ne açık mektup - Hilâl Kaplan
03.09.2010 06:16:13