
“...artık büyük geliyor giysilerim
kardeşim kardeşim kardeşim
utanıyorum artık utanıyorum
bakışım bulmazsa bir bakışı
dağdır. adamın biri vardı. öldü!..
ne olumsuz benim bana benzeyişim.
adamın biri vardı öldü. utanıyorum
birileri daha öldü utanıyorum.
bir pencere kapanır gibi, öyle, her yanım...”
Turgut Uyar
Kütüphanemin ilk rafında küçük beyaz bir yastığın üzerinde yılda bir gün dışarı çıkmak üzere bekleyen bir resim var. Hrant Dink’in resmi... Cenaze günü paltomun yakasında taşıdığım resmi... O resmi, şimdiye kadar katiller ve işbirlikçileri bulunup cezalandırılır da çalışma odamın penceresinden görünen güllerin altına gömerim diye bekletmiştim, olmadı. Şimdi o resim çiçekçim Gülcan’dan aldığım beyaz güllerin üzerinde karşımdayken yazıyorum sizlere, 19 Ocak günü Dink ailesinin yanındaki yerinizi alacağınızı umduğum sizlere...
Geçen seneki 19 Ocak’ta azametini vakarından alan annesi Rakel Dink’in yanında yanan ciğerinin ateşiyle konuşan Arat Dink “Bu üç yılda adalet adına ne oldu” diye sormuştu:
“Üç yıl önce onlar yalnız mıydı babamı öldürürken? Bu üç yılda bizimle dalga geçerlerken yalnızlar mıydı?”
Değillerdi, hâlâ değiller.
Yazının devamını okumak için tıklayın.