Yüzüklerin Efendisi serisi bir yönetmen için çok önemli bir referans. Böyle bir üçlemeyi gerçekleştirmiş olmak yönetmenin sırtına ister istemez bir yük bindiriyor. Bu hafta vizyona giren
Lovely Bones / Cennetimden Bakarken, Peter Jackson’ın son filmi. Alice Sebold’un romanından uyarlanan film daha on üç yaşındayken öldürülen Susie’nin yaşam ve ölüm arasından ailesinin hayatına dışarıdan bakışını anlatıyor.
Susie annesi ve kardeşleriyle birlikte mutlu bir hayata sahip, fotoğraf çekiyor, babasının şişelere gemi inşa etme hobisine yardımcı oluyor, hoşlandığı çocukla buluşmasına ise sadece birkaç gün var. Okuldan çıktığı gün eve dönerken esrarengiz komşusu Harvey’e rastlar ona rastlaması kısa süren hayatının sonu olur, birdenbire kendisini başka bir dünyada bulur. Burası ne cennet ne de cehennem, olsa olsa araf, ilk başta ne olduğunu anlayamaz ama zamanla hayattan koparıldığının farkına varır.
Susie’nin ölümü aileyi derinden sarsar, iki taraf arasında kalan Susie, katilinin kim olduğuna dair ipuçları göndermeye çalışır babasına. Peter Jackson fantastik uyarlamalar konusunda usta ama burada daha zayıf bir durum var sanki. Susie tipik işi bitmeden ayrılmayan, ölümlüleri de dışarıdan izleyen “ruh”lardan biri oluyor. Konu bu anlamda benzer korku ya da fantastik filmlere yaklaşsa da işlenişi çok farklı. Yaratılan fantastik dünya kolaylıkla bir aile dramına dönüşüyor. Bazı karakterler, örneğin anneanne çok karikatür duruyor, annenin de evden birdenbire gitmesi romanda nasıl duruyor bilmiyorum ama filmde anlamsız gözüküyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.