Sinema yazarı olmak zor iş her ne kadar dışarıdan bakıldığında dünyanın en güzel işi gibi gözüküyor olsa da türlü zorlukları var. Çoğu zaman iş bulmak zordur, yazacak mecra bulunmaz, bulunulsa telif hep bir sorundur. Malum basılı sinema dergileri de azalıp, iş internet üzerinden ilerlemeye başlayınca mesleğin bu kolu da zayıfladı. Diğer yandan hakkını teslim etmek gerek, sabah kalkıp sıkıcı bir işe gitmek yerine bir basın gösterimine gidiyor olmanın keyfi de başkadır. Her film aynı keyfi vermese de görmek isteriz, merak ederiz. İnsanların keyfî olarak yaptığı film izleme edimi iş güç haline dönüşünce bir yabancılaşma da söz konusu olabiliyor, eğer bu yabancılaşmayı aşmışsanız şanslı eleştirmenlerden birisiniz demektir.
Yaz kış demeden çoğunlukla haftanın birkaç sabahı ciddiyetle vizyona girecek filmleri takip eden, bunun yanında festival mesaisi yaparak dünyada neler olup bittiğinden haberdar olan, sadece yaşadığı şehirdeki değil, memleketin farklı şehirlerinde süregelen festivallerine konuk olup, hem yeni Türk filmlerini hem de birçok yabancı filmi görme şansını bulan yazarlar yılda üç yüze yakın film izliyor. Bunun yanında az sayıda da olsa yurtdışındaki festivalleri takip eden yazarlarımız da var. Böylesi çok film içerisinde kalmak estetik zevki geliştirdiği gibi beğenme sürecini de giderek zorlaştırıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.