Baharla gelen festival kül bulutları söylentileriyle sona erdi. Festivalden, filmlerden daha fazla konuşulan ise Emek Sineması ve akıbetiydi. Kapanış ise hem bir eyleme sahne oldu hem de ödüllere...
Ulusal Yarışma’da Semih Kaplanoğlu’nun yönettiği Altın Ayı ödüllü Bal, jüri özel ödülünü alırken, Yağmur-Durul Taylan kardeşlerin yönettiği Vavien en iyi film ödülüne uzandı. Vizyonda aradığını bulamayan Vavien’in böylesine prestijli bir ödül alması benim gibi filmi sevmiş olanları mutlu etti. Şiir gibi akan, ustalık örneği Bal aynı zamanda Radikal halk ödülünün de sahibi oldu. Yumurta ve Süt de İstanbul Film Festivali kapsamında aynı ödülü almıştı, böylelikle üçleme halk ödüllerini topladı ama bu tip filmlerin vizyonda yüzü gülmüyor pek. Umarım Bal bu anlayışı kıran ve kitlelere ulaşan bir film olur. En iyi yönetmen ödülünü ise Min Dît filmiyle Miraz Bezar aldı, ödülünü alırken filminin öyküsünü birlikte yazdığı geçen hafta kaybettiğimiz Evrim Alataş’ı da andı.
Uluslararası Yarışma’da ise benim seyrederken çok keyif aldığım, favori filmim, Felix Van Groeningen’in yönettiği Belçika yapımı The Misfortunes yani Şeylerin Boktanlığı Altın Lale’yi aldı, şahsen ben çok sevindim, çünkü otuz küsur film içerisinde seyrederken en keyif aldıklarımdan biriydi.
Ödül almak ya da vermek için sahneye çıkan herkes Emek Sineması’ndan bahsetmeden edemedi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.