Yıl içerisinde sinema yazarlarına ilişkin birçok açıklamaya şahit olduk. Recep İvedik 3’ün gösterime girmesiyle başlayan ve zaman zaman devam eden bu durumun en son örneği ise Okan Bayülgen. Kişisel olarak televizyonculuğunu beğendiğimi söyleyebilirim, gece programı formatının oluşmasında ve seyirci tarafından anlaşılır olmasında emeği büyük. Yıllardır bu işin içerisinde ve bir profesyonel. Ama tabii ki bu durum kimseye, bir meslek grubuna topluca geri zekâlı deme hakkını vermiyor.
Diğer yandan sinema yazarları daha önce fazla entelektüel bulunmuş, halktan kopukluğuyla eleştirilmişti. Aslında bu halktan kopuk olma meselesi mütemadiyen gündeme gelir. SİYAD ödülleri zamanı ya da bazı popüler filmler vizyona çıktığında alınan görüşler bunu tetikler. Kendi halinde gazetecilik yapmaya çalışan sinema yazarları da bir oraya bir buraya savrulur. Halktan kopuk entelektüeller mi, yoksa geri zekâlı mı tartışıladursun aslında birçoğu sadece sinema yazarı değil. Çünkü malum, çoğu kimse sadece sinema yazarlığından para kazanamıyor. Günümüzde sadece film izleyip üzerine yazı yazıp para kazanan sinema yazarı sayısı bir elin parmağını geçmiyor ki onların çoğu da artık duayen.
Sinema yazarlarının birçoğu günlük gazetelerde çalışıyor, sadece sinema yazarlığı değil kültür-sanat gazeteciliği de yapıyorlar. Bir kısmı dergici, bu dergileri çıkarırken yalnızca güncel, popüler filmlerden bahsedilmiyor, sinema tarihine ilişkin birçok ayrıntıya, bilgiye her sayıda rastlanabilir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.