İnsanların işlerinden çıkıp belli bir bara gitmeleri ve bunun etrafında dönen muhabbetler konusu yıllarca sürmüş birçok dizide çıktı karşımıza. Cheers, How I Met Your Mother ilk akla gelen örnekler. Mesele bir grup insanın sürekli aynı noktada buluşup muhabbet etmesi olunca, gündelik hayata ilişkin malzeme de bol oluyor.
Ankara Sinema Derneği yöneticisi, Gezici Festival koordinatörlerinden Ahmet Boyacıoğlu, yirmi beş yıllık sanat galerisi ve bar olan Siyah-Beyaz’ın izini dostluklar üzerinden sürmeye çalışıyor. Pat diye bir intihar sahnesiyle açılıyor film. Daha sonra yavaşça karakterlere aşina oluyoruz. Komünist yaşlı ressam, kibirli gözükmeyen, yaptığı işten sıkılan insani bir doktor, artık avukatlık yapmayan eski araba sevdalısı Muzaffer ve tüm bu erkek egemen dünyada tek kadın olan Ayten. Bunların buluştuğu yer ise yine arkadaşları olan Faruk’un barı, yani Siyah-Beyaz.
Kendisi de aslında bir doktor olan Ahmet Boyacıoğlu, Ankara’da kendine özgü bir tarihi bulunan Siyah-Beyaz’ı anılarından yola çıkarak yeniden hatırlatıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.