Geçtiğimiz yılın en çok tartışılan meselelerinden biriydi belgeselle drama arasında kalan yapımlar. İki Dil Bir Bavul bu yüzden çok tartışıldı; kimileri “belgesel” dedi kimileri filmi belgeseldrama çatısı altına yerleştirdi. Gerçek oyuncular ve gerçek haller söz konusu olduğunda bu gibi karşılaştırmalar ya da arada kalmalar ister istemez oluyor. İlk kez İstanbul Film Festivali’nde izlediğimiz ve sürpriz bir biçimde Ulusal Yarışma’da En İyi Film ödülü alan Aslı Özge’nin yönettiği Köprüdekiler de buna benzer bir örnek.
Üç farklı hikâye, üç farklı insan... Biri trafik polisi, biri dolmuş şöförü, diğeri de eğitimsiz bir genç. Farklı hayatları var, şöför evliliğinden memnun değil, karısının başka dertleri var, daha iyi bir evde yaşamak istiyor örneğin. Evlenmek için evlenmiş ve mutsuz olmuş bir kadın tipi çiziyor. Diğer yanda polis Murat ise yalnız, bilgisayar başında hayatına girebilecek bir kadın arıyor ama bu konuda çok da becerikli değil, 19 yaşlarındaki Fikret ise kendine göre bir iş bulamıyor, yapabildiği tek şey köprüde çiçek satmak.
Genellikle birbirinden farklı şekilde anlatılan hikâyelerin bir yerde kesişmesi gerekir ya da en azından seyirci öyle düşünür. Bu üç insanın hayatları her gün aynı yerde, İstanbul’un merkezi, Anadolu’yu Avrupa’ya bağlayan Boğaz Köprüsü’nde birleşiyor ama kesişmiyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.