Sinema açısından 2009 yılsonu değerlendirmelerine baktığımızda genel kanının bazı ticari filmlerin ümitli olmalarına ve pahalı reklamlar yapmalarına rağmen gişede çuvalladığı yönünde olduğunu görüyoruz.
Recep İvedik serilerinin Türk sinemasına böyle bir etkisi oldu. Seyircinin gidip doksan dakika gülme düşüncesi, bu tip filmlerin peş peşe gelmesine etki etti ama seyirci bu furyadan pek de etkilenmedi. Böylelikle bu rüzgârdan feyiz alıp çekilen filmlerin yüzü gülmedi; 2010 yılında da pek farklı olmayacak gibi görünüyor, yine birçok film birkaç hafta bile sürmeden vizyondan kalkabilir.
2008 yılının şubat ayında Recep İvedik ve Cem Yılmaz karşılaştırması yapılıyordu ve filmleri peş peşe girmişti vizyona. Bir yıl sonra baktığımızda aradaki eften püften yapımlar gitmiş ve yine aynı tartışmaya maruz kalmışız. Cem Yımaz’ın zekâsı, sinema anlayışı ve en önemlisi de kolaya kaçmadan filmler yapabilmesi Türk sineması açısından çok önemli. Bu yüzden en azından Cem Yılmaz’ın sinemasını, sinema anlayışını, bu sanatı sevişini, bir mevsim koskoca bir plato kurup emek vermesini, seyircisine olan saygısını, özenini takdir ediyorum ve Recep İvedik’le karşılaştırılmasını doğru bulmuyorum. Kamuoyu ister istemez konunun muhataplarını böylesi bir karşılaştırmaya dahil ediyor, diğer yandan her iki tarafın da birbiriyle bir derdi varmış gibi de gözükmüyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.