Uzun bir zamandır Santralistanbul’da Yüksel Arslan retrospektifi sürüyor, bu tip sergilerin uzun zaman açık kalıyor olması önemli; metropolün tantanası içerisinde özellikle bir sergi gezmek için vakit ayırmak neredeyse bir lüks haline geldi. On üç eylülden itibaren açık kalan ve Levent Yılmaz küratörlüğünde hazırlanan sergi, artık mart ayının yirmi biri itibariyle sona eriyor.
Yüksel Arslan retrospektifini henüz görmeyenler bu ay programlarını yaparken bir de sergi eklemeli. İnsanın sanatla olan ilişkisini ve doyumunu açığa çıkarıyor Yüksel Arslan. Hatta bunu öyle kısa süreliğine yapmıyor, zira sergiyi gezerken ciddi bir fiziksel ve zihinsel efor sarf etmek zorunda kalıyorsunuz.
Santralistanbul’da sergiyi üç ayrı dönem ve üç ayrı kata ayırmışlar. Gezmeye en üstten yani aslında Yüksel Arslan’ın ilk döneminden başlıyorsunuz. Çalışmalar da Arslan’ın hayatıyla paralel bir biçimde ilerliyor, resimlere bakarken o dönemde Yüksel Arslan’ın neler yaptığına ilişkin kısa ve bilgilendirici anekdotlara da göz gezdirebiliyorsunuz. Arslan’ın fetiş objeleri sinek, köpek ve penis, neredeyse her dönem çizimlerinde rastlıyorsunuz bu imgelere.
Yüksel Arslan’ı diğer ressamlardan ayıran en önemli unsur hiç şüphesiz kullandığı malzeme, boya yerine zaman zaman çiş ya da kan kullanarak ürettiği sanat eserleri zaman geçtikçe daha da olgunlaşıyor, aşağı katlara inerken daha doğrusu Arslan’ın olgun dönemi eserlerine geldiğinizde ustalığı daha da iyi anlaşılıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.