Dikkat edin etkilerim.
Hem de çok kötü etkilerim.
Etkileyici biriyim çünkü.
Ne kadar etkileyici olduğumu önceki günlerde art arda girdiğim altı davadan sonra bir kere daha gördüm.
Davaların tümü 3 temmuzda başlayan Türk futbolundaki şike skandalıyla ilgiliydi. Ve birçoğu da Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım tarafından açılmıştı. Kalanlar ise Fenerbahçe yöneticileri Şekip Mosturoğlu ve İlhan Ekşioğlu tarafından.
Suçlamalar, yaptığım haberlerle milyonları ilgilendiren şike davasında yargıyı etkilediğim yönündeydi. Hâlbuki yayımlanan haberler soruşturma dosyasına konmuş resmî belgelerdi. Yani ben yazsam da yazmasam da yetkililerin zaten detaylı bir şekilde inceleyeceği belgelerdi.
Ama savcıya göre, o belgeleri okuyunca etkilenmeyecek olanlar ben yazınca etkileneceklerdi.
Peki, o zaman şunu da sormak gerekmiyor mu; Fenerbahçe Kulübü’nün üst düzey yöneticilerinin birçoğunun ve özellikle şike operasyonundaki en önemli şüpheli olan ve örgüt liderliğiyle suçlanan Aziz Yıldırım’ın her hafta gazetelere verdikleri röportajlar, etrafa savurdukları tehditler, oralara buralara yolladıkları mektuplar, kendilerini ve kulüplerini kamuoyu önünde aklamak için devreye soktukları isimlerin çabaları yargıyı en az benim kadar etkilemiyor mu?
Hayır, etkilemiyor.
Ben etkiliyorum.
Çünkü ben etkileyiciyim.
Savcı beni etkileyici buluyor.
Benim gibi düşünenler de görüşlerini söylüyor, onlar gibi düşünenler de görüşlerini söylüyor, herkesin görüşlerini özgürce söylediği bir yerde niye “birisi” diğerlerinden daha etkileyici olsun?
Böyle bir tartışma neden kamuoyunun her şeyi açıkça görmesine yardımcı olmasın da sadece yargıyı etkilesin?
Tabii, taraflardan birini susturmak isterseniz, “bu etkili, diğerleri etkisiz” der, davaları açarsınız.
Hâlbuki kim etkili kim etkisiz gibi çarpıtmaları bırakıp, kim gerçekleri söylüyor, kim söylemiyor diye baksak, yalan var mı yok mu onu anlasak, gerçekleri ortaya çıkarsak, daha iyi değil mi?
Gerçekleri değil, gerçeklerin içine saklanacağı bir sessizliği istiyorlar sanki.
Yazının devamını okumak için tıklayın.