Daha önce yazmış mıydım hatırlamıyorum ama yazdıysam da yazmadıysam da işte söylüyorum ve her fırsatta söylemeye de devam edeceğim: Böyle bir ülkede yaşamaktan, böyle bir devletin vatandaşı olmaktan çok utanıyorum, böyle giderse ömrümün sonuna kadar da utanmaya devam edeceğim.
Ülkem beni pek mutlu etmedi. Öyle çok fazla gururlanamadım ne yazık ki bu topraklarda yaşadığım için.
“Kötü”lerin çoklukla kazandığı, yapılan kötülüklerin genellikle yapanın yanına kar kaldığı, insanın her Allah’ın günü yaşama sevincini tüketen olayların yaşandığı garip bir yer burası. Ve emin olun ki “garip” sıfatı böyle bir yeri tanımlamak için çok yetersiz kalıyor.
Şu şike davasının karara bağlandığı güne bir bakın. Mahkeme tarafından suçlu bulunan isimlerin nasıl kahraman gibi karşılandığına, omuzlara alındığına bir bakın. Mahkeme kararına göre bu insanlar hak yedi, sporun içine haksız kazancı, tehdidi, şikeyi soktu, etrafına topladığı açgözlü adamlarla çete kurdu. Ve hiç utanmadan tahliye oldukları gün kalabalıkların omuzlarında yükselmeyi kendilerine hak gördüler.
Peki sadece şike konusunda mı böyle oldu?
Güneydoğu’da binlerce insanı öldürmüş askeri üniformalı katillere devlet tarafından törenlerle madalya takılmadı mı?
Kendi insanlarını her zaman tehdit olarak gören o “kudretli paşalar” cezaevlerine kahraman gibi uğurlanmadılar mı? Son yapılan düzenlemelerle yakında çıkacakları hapishanelerden yine kahraman gibi ayrılmayacaklar mı?
Kürt-Türk onlarca insanı öldüren Susurluk Çetesi döneminin yöneticilerinden Mehmet Ağar askere gider gibi uğurlanmadı mı “cezaevine”? Aman çete kurmaktan mahkum “büyüğümüz” rahat etsin diye günlerce hazırlıklar yapılmadı mı? Kendisini ziyaret edecekler için helikopter pistine kadar her türlü kolaylık düşünülmedi mi?
Madımak katliamını planlayanlar ellerini kollarını sallayarak yıllarca ortalarda dolaşmadılar mı, hala da dolaşmıyorlar mı?
Yaşanan onlarca katliamın failleri hiçbir şey olmamış gibi Meclis’e girmediler mi? Hepimiz adına utanmadan hayatımız hakkında kararlar vermediler mi? Bizim paralarımızla ceplerini doldurmaya devam etmediler mi?
Abdi İpekçi’yi öldüren katil hapisten davul zurna eşliğinde çıkıp sırra kadem basmadı mı?
Musa Anter’i Diyarbakır’ın karanlık sokaklarında öldüren tetikçi yıllarca devlet tarafından korunup kollanmadı mı?
Hrant Dink’in katili olaydan hemen sonra o çok sevdiğimiz bayrağımızı tutarak devlet görevlileriyle pozlar vermedi mi? O devlet görevlilerinden biri daha sonra devlet tarafından terfi ettirilmedi mi?
Çetelerle işbirliği yapan Cumhurbaşkanlarımız, Başbakanlarımız, milletvekillerimiz hala devlet büyüğü sayılmıyorlar mı? Ruhlarını ve isimlerini beş kuruşa satanlar hala bu “büyüklerimizin” karşısında el pençe divan durmuyorlar mı?
Yaz yaz bitmez…
Bu ülkede katiller, dolandırıcılar, şikeciler, çetelerle işbirliği yapan devlet görevlileri kahraman olduğu sürece ben bu ülkede yaşamaktan utanacağım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.