Uzağa gitmeden; yakın tarih için söylemek gerekirse, gerçekte ne olup bittiği hakkında çok sınırlı bilgiye sahip olduğumuzu kabul edelim. Nüfusun büyük bir kısmı bu ülkede son 30 yıldır Kürt sorunu etrafında olup bitenler hakkında doğru bilgilere sahip değil. Sahip olduğu bilgilerin çoğu eksik, parça parça, genel veya tümden gerçek dışıdır.
Büyük bir iç savaş yaşadık. Bu savaş bir kaç yılda olup bitmedi. Zamana yayıldı ve onbinlerce insanın yaşamına mâloldu. Binlerce yerleşim yeri zorla boşaltıldı. Büyük bir göç yaşandı. Gözaltılar, tutuklamalar cabası...
Ama bu savaş nedense bir türlü nihayetlenmedi.
Sorunun zorluğu ve karmaşıklığının buna neden olduğunu ileri sürebiliriz.
Ama, bu zorluğu ve karmaşıklığı yaratan müdahaleler hakkında bir fikrimiz yoktur.
Ergenekon soruşturmasıyla anlamaya başladık ki, yakın geçmişte yaşadığımız hiçbir olay göründüğü gibi değil.
Kürt sorunu gerçek elbette ki ama bu gerçekliği yeniden üreten, besleyen, karmaşık bir yumağa dönüştüren nedenler hiç de masum değil.
Bu sorunun varlığı canlı tutularak statüko korunuyor, iktidar kontrol altına alınabiliyor.
2003-2004 darbecilerinin Kıbrıs sorununu kilitleme, Yunanistan’la Türkiye arasındaki ilişkileri germe taktiği, sanırım Kürt savaşı için de staj niteliğinde olmuştur.
Son günlerde bir üsteğmen, yarbay ve tuğgeneral arasında geçen ve yargıya taşınan telefon görüşmeleri, Kürt savaşının bir türlü sonuçlanmamasını da açıklamaya yetiyor bence.
Yazının devamını okumak için tıklayın.