DTP lideri Ahmet Türk’ün konvoyunun taşlanması sırasında ellerinde Türk bayrağıyla sokağa dökülen, taşlı sopalı gençlerin kameralara yansıyan görüntüleri bana Mersin’i hatırlattı. 21 Mart 2005’teki Nevroz olaylarında yaşları 12 ve 14 olan gösterici iki çocuğun Türk bayrağını yerlerde sürükleyerek yakma girişimleri, Mersinlileri çileden çıkarmıştı. Tepkiler o kadar ileri boyuta varmıştı ki, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Kürtleri “sözde vatandaş” ilan etmişti. Mersinliler tepkilerini “Bayrak Mitingi”yle ortaya koymuştu. On binlerce kişinin katıldığı gösteride kent Türk bayraklarıyla donanmıştı. Medyanın kışkırtıcı yayınlarıyla bu hava, Mersin’in de sınırlarını aşmış, batıdaki birçok kentte Kürtleri sindirme hareketlerine dönüşmüştü.
Çok sonra elbette, Ergenekon soruşturması, Mersin’de yaşananların bir kurgu olduğunu ortaya çıkaracaktı. Gizli Tanık 17’nin Ergenekon savcılarına bu olayla ilgili verdiği ifadeler oldukça çarpıcıydı. Gizli Tanık 17’nin iddiasına göre Mersin Vatansever Kuvvetler Güç Birliği üyesi ve tutuklu Ergenekon sanığı A.K, iki çocuğa bayrağı veren ve yakmalarını isteyen kişiydi. Ergenekon savcılarının talebi üzerine Mersin Emniyet Müdürlüğü, iddiayla ilgili hazırladığı raporda, Gizli Tanık 17’nin ifadelerini doğrulamıştı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.