PKK meselesi ya da Kürt sorununu konuşmadan, diyalog geliştirmeden ve müzakere etmeden çözmenin imkan dahilinde olduğunu sanırım aklı başında kimse düşünmüyor. Herkes silahların susmasında hem fikir. Kürdü de Türkü de, askeri de PKK'lısı da çatışma ve ölümlerden bıkmış durumda.
Ama sorun tam da silahlar sustuktan sonra başlıyor; çünkü iki taraf da birbiriyle konuşamıyor. Çünkü isyancılarla “konuşmak” bu ülkede hâlâ ihanetten sayılıyor. Ama olup bitenden habersiz gençleri ölüme göndermeyi savunmak 'ihanet' olarak görülmüyor. Bu ilkel düşünceleri her gün süslü sözcüklere gizlenmiş haliyle gazete köşelerinde rastlayabilir, televizyon yorumlarında dinleyebilirsiniz.
Çatışan/savaşan tarafların birbirlerini sonsuza kadar öldürmesini, kırmasını kim mantıklı bulabilir?
PKK'nın kısa süreli ilan ettiği bu yedinci ateşkesin bizi karşı karşıya bıraktığı açmaz işte bu; 17 yılda yedi defa ilan edilen ateşkeslerin hiçbiri kalıcı barışa dönüşemedi. Her ateşkesin ardından büyük bir şiddet dalgası aramızdan binlerce canı aldı, binlercesini ise yaşam boyu sakat bıraktı. Bir türlü aşamadığımız sorun bu işte. Silahların susturulması, ateşkes ilan edilmesi yetmiyor. Önemli olan bu ateşsiz dönemi konuşarak değerlendirmekte. Kürt siyasetçileri istekli görünüyor. Bugün Diyarbakır'da biraraya gelerek ne yapabileceklerini konuşacaklar. Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un eşbaşkanlığıyla birlikte sivil alan daha aktif rol üstlenmiş durumda.
Yazının devamını okumak için tıklayın.