
Leyla Zana’nın “Bu sorunu Erdoğan çözer” sözleri, Kürt hareketi içinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Kürt siyasetçiler Kürt sorununu kimin çözebileceğini ya da çözemeyeceğini tartışıyor. Zana’nın çıkışına ilk tepkiyi BDP lideri vermişti; Selahattin Demirtaş “AKP’den umutlu olmak saflıktır” diyerek, çözümü iktidar partisinden beklemenin hata olduğunu vurgulamıştı. Kandil de bu tartışmanın dışında kalmadı, örgütün önemli isimlerinden Murat Karayılan, Leyla Zana’nınkilere paralel sözler sarfetti ama Erdoğan’a duyduğu güvensizliğin altını çizmekten de geri durmadı.
Bu konuda en dikkat çekici çıkışı ise Aysel Tuğluk yaptı. Tuğluk, dünkü Aydınlık gazetesinde yayımlanan demecinde -Leyla Zana’nın aksine- “Bu sorunu Erdoğan çözemez” dedi. Tuğluk, bu düşüncesini şöyle gerekçelendirdi: “Bizim AKP iktidarının bu konuda bir çözüm getireceğine kesinlikle inancımız yok. Devletin içerisinde bir kesimin çözüm istediğini biliyoruz. AKP Kürt sorununa karşı bu devlet politikasının daha ötesinde bir politika izliyor.”
Leyla Zana ve Aysel Tuğluk’un karşıt düşüncelerini önemli kılan yan, bence bu görüşlerin Kürt siyaseti içindeki iki temel siyasi doğrultuyu veya iki güçlü damarı yansıtıyor olması. Leyla Zana, bence çoğunluğun duygu ve düşüncelerini yalın olarak ifade ediyor. Zana’nın yaklaşımında Kürt sokağının sağduyusu, ortak aklı ve pragmatizmi var. Esnek ve demokratik bir mücadele biçimine geçişten yana. En küçük barış ihtimalini kan ve gözyaşına feda etmeyi biraz akılsızca buluyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.