Alman vatandaşı M. Sait Uluışık’ın hikâyesi 11 Mart 2008’de
Taraf’ın birinci sayfasında başlığa çıkan bu sözlerle anlatılmıştı. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde araştırma yapmak isteyen Türk asıllı Uluışık’ın Türkiye’ye girişine 2007’de yasak getirilmişti. Gerekçe, Uluışık’ın Pasaport Kanunu’nda hâlâ geçerliliğini koruyan “T.C’nin emniyetini bozmak isteyen ve bozanlara iştirak maksadıyla geldikleri sezilenler”den olmasıydı. İçişleri Bakanlığı, Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde araştırma yapmasını “tehlikeli” bulduğu Uluışık’ı Türkiye’ye sokmayarak kestirme yoldan çözüme gitmişti.
M. Sait Uluışık’ın, kararın iptali için İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı dava geçen ay sonuçlandı. Ankara 7. İdare Mahkemesi’nin baktığı davayı İçişleri Bakanlığı kaybetti. Kaybetmesi hayırlı da oldu. Yoksa Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde araştırma yapmayı göze alarak Türkiye’ye gelecek çok az tarihçi kalırdı. Bunun nedeni bu dava sürecinde açıkça ortaya çıktı aslında; arşivlerde çalışmak için Türkiye’ye gelen Uluışık, takip edilmişti.
İki yıl önce kendisiyle konuşurken, “Paranoyak değilim, sırf arşivlerde çalışmaya geldim diye takip ediliyorum” demişti, beni ikna etmek istercesine... Haklı da çıktı.
İçişleri Bakanlığı’nın, Emniyet Genel Müdürlüğü’nce düzenlenen istihbarat bilgi notunu savunma olarak mahkemeye sunduğu ve mahkemenin de bu bilgiyle ilgili şu değerlendirmeyi yaptığı anlaşıldı: “1997 yılında Alman vatandaşlığını kazanan davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü’nce düzenlenen istihbari bilgi notunda, davacının, Osmanlı Arşivleri’nde, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi, İttihat ve Terakki Partisi dönemi ile Milli Mücadele dönemlerinde; ‘son Osmanlı yönetimlerinin Çerkezler başta olmak üzere Kafkas halklarının Ermenilere karşı kışkırttığı, Ermenilerle Çerkezleri birbirine kırdırdığı ve böylece Ermeni soykırımı yanında Çerkez soykırımını da gerçekleştirdiği’ tezlere destek bulmak amacıyla çalışmalar yaptığı, çalışmalarını Almanya merkezli faaliyet gösteren Konrad Adenauer Vakfı ile Gœthe Enstitüsü fonlarından aldığı mali destekle sürdürdüğü şeklinde duyumlar üzerine davacı hakkında yurda giriş yasağı konulduğu anlaşılmaktadır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.