En baştan belirtelim de kafası bir türlü almayanlar belki durumu bir nebze olsun kavrarlar. Bir ülkede sivil ve askerî kurumlar ile özel şirketler ve vakıfların tüm faaliyetlerinin denetimi, o ülke insanının refah seviyesini artırır. Hem de bu kurumların yararına sonuçlar doğurur denetim mekanizması. Türkiye’de demokratikleşme çabaları çerçevesinde son yıllarda sivil kurumların denetimi bir ölçüde yapılabiliyor, yapılmayanlar da medya aracılığıyla kamuoyuna deşifre ediliyor.
Ne yazık ki askerî kurumların bütçeleri ile devlete ait ellerindeki mal ve silahların denetimi hiç mi hiç yapılamıyor, kimi yasalar buna bir ölçüde elverse bile. Nitekim, askerî bütçenin denetimi yolunu açan AK Parti’nin Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, 23 ağustos tarihli Taraf gazetesine verdiği demeçte, TBMM’nin bütçe hakkını (Askerî) yeterince kullanmamasından yakınabiliyor.
Gönül’e göre, “Milletvekillerinin savunma bütçesinin incelenmesinde daha aktif davranması, askerî harcamaların Avrupa standartlarında şeffaf ve denetimli olmasına hizmet edecek.” (Taraf 23 Ağustos 2008).
Anlayacağınız Türkiye’nin Ağustos ortalarında kamuoyu ile paylaştığı AB’ye uyum için yerine getirilmesi gerekenleri içeren Ulusal Program’da, yapılan yasal düzenlemeler çerçevesinde askerî bütçe denetiminin gerçekleştirilmekte olduğu savlanırken konunun muhatabı Bakan Gönül, Parlamento’nun bu hakkını yeterince kullanmadığını belirterek çelişkiyi açıkça gözler önüne seriyor.
Belki çelişkiden de öte, gerek iktidar partisi gerekse Meclis’te temsil edilen diğer partilerin, askerî bütçenin denetlenmesi yolundaki iradesizliklerini ortaya koyuyor.
Oysaki biz vergi mükelleflerini temsil eden milletvekillerinin, askerî bütçe denetimini de layıkıyla yerine getirmeleri asli görevleri.
Savunma harcamaları ve askerî malların denetimi yoluyla da işletilecek hesap verilebilirlik ilkesinin kamuya yani bizlere yararı olduğunu bilmemizde yarar var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.