Balyoz sanığı bir generalin, savunması sırasında sarfettiği sözler, aslında hepimizin bildiği ama mensubu olduğu kurum içinden biri olarak dile getirmiş olması açısından hem TSK’nın hem de iktidardaki ve muhalefetteki seçilmişlerin önemle üzerinde durup, çözüm bulması gereken ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor.
Balyoz davasının tutuklu sanığı emekli Tümgeneral Ahmet Nogaylaroğlu, önceki gün İstanbul’da görülmekte olan duruşmada, ‘‘Buradaki arkadaşlarımdan bazıları bana tepki gösterecek biliyorum ama Türkiye’nin bugünkü resminde asker ve sivil arasında bir koordinasyon var. Keşke büyüklerimiz bu koordinasyonu 10 sene önce sağlasaydı, o zaman biz de burada, içeride olamazdık. Sekiz aydır tutukluyum ve bunun sebebi ben değilim,” diyordu.
Nogaylaroğlu, bu savunmasında, aslında “Asker üstlerine; ‘Emirleri verdiniz, biz de uyguladık şimdi de bize sahip çıkmıyorsunuz,’” şeklinde isyan ediyor. Emekli General, “Şimdiki gibi asker ve sivil arasında bir koordinasyon olsaydı, içeride olmazdık,” diyerek de, kendisinin de dâhil olduğu iddia edilen darbeye teşebbüs eylemlerine, katılmamış olacaklarını ima ederek bir itirafla bulunuyor.
Nogaylaroğlu’nun, tutuklu olmasının sebebinin kendisi olmadığı şeklindeki sözlerine katılmam mümkün değil zira TSK’da hiç kimse generalin taleplerine “Hayır,” diyemezken generallerin, yasadışı olduğundan şüphelendikleri işlere itiraz etme güçleri vardır. Ama bu noktada da, özdeğerlerini kaybetme pahasına generallik rütbesine yükselen bazı kişilerin, TSK’nın, siyasete müdahale etme şeklinde tezahür eden kurumsal kimliğine artık karşı çıkmadıkları bir mevkie geldikleri gibi paradoksal bir durum da ortaya çıkıyor. TSK’daki kurumsal kimlik içinde hareket etmenin maddi ve manevi bir yaptırımı da bulunmuyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.