Kafa aynı kafa, emekli de olsa muvazzaf da olsa. Terörle mücadele adı altında 50 bine yakın can gitmiş, bilinmeyen sayıda yaralı var, kimileri gelişigüzel yerleştirilmiş mayın kurbanı. Ömürlerini, ya kolu bacağı olmadan ya da gözleri görmeden ya da hepsinin yokluğunda geçirmek zorundalar. Hem yüreklerinde yaşattıkları hem de bedenlerinden aldıkları yaralarla yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Bu insanlarla medyanın söyleşi yapmasına izin bile verilmiyor, verilse de sansürlü oluyor. Bu yürekleri ve bedenleri yaralı insanlar, gerçek savaş hikâyelerini anlatsa, devletin ihmallerini gözler önüne serse belki Kürt sorununun çözümü daha akılcı bir çizgide tartışılabilir. Ne gezer...
Bakın, bizzat kendisi düşük yoğunluklu savaşta yer alan emekli Orgeneral Necati Özgen, hükümetin, Silvan olayının ardından kırsalda terörle mücadelede polise yeniden görev verme planını nasıl da çarpıtmış, Sözcü gazetesinin önceki gün manşetten verdiği şu açıklamasıyla; “Askeri, polise bağlamak istiyorlar”. Bu ne biçim açıklama, olay bu kadar basite indirgenebilir mi? Söyleşiyi yapan gazeteci de tek kelam etmiyor, “Bu asker de polis de bizim ülkemizin menfaati için var. Polis ise, seçilmiş hükümetin İçişleri Bakanlığı’na bağlı, keza kâğıt üzerinde de olsa Jandarma da,” şeklinde.
Özgen’in, bunca insan ölürken artık tahammül sınırlarını aşan Sözcü’deki açıklamalarından başka detay vermeyi bile değer bulmuyorum. Ama, polis-asker husumeti derinleştirilerek sürdürülen güç kavgası, Türkiye’yi hem terörle hem de diğer asayiş olaylarıyla mücadelede zafiyete uğrattı, uğratmaya devam ediyor.
Zaten normal olanı da terörle mücadelede, özel olarak eğitilmiş polis –hukuk sınırları içinde kalması sağlanarak– ve yine İçişleri Bakanlığı’nın kontrolünde olması gereken profesyonel hale getirilmiş jandarmanın kullanılması değil miydi? Nasıl oluyor da, acemi erler terörle mücadelede kullanılıyor? Hangi NATO üyesi ülkede terörle bu şekilde mücadele ediliyor? İç güvenlikte neden profesyonel güçler kullanılmıyor ve askere iç güvenlikten el çektirilmiyor?.
Yazının devamını okumak için tıklayın.