Komplo teorilerine inanmasanız da resmî söylemin ötesinde devletlerin derinlerinde izlenen politikaları anlamaya çalışmakta yarar var. Bırakın sade vatandaşı bürokrasi koridorlarının üst katlarında görev yapanlar bile, devletlerinin izlediği kimi gizli konulardan haberdar olamazlar. Dolayısıyla bazen gerçek ile komplo teorilerini birbirinden ayırmak zorlaşır.
Ne var ki, aylar önce okuduğum Ergenekon konusunu ele alan yabancı kaynaklı bir makale, Türkiye’deki yasadışı oluşumlarla mücadele ve dış etkenleri konusunda, komplo teorilerinin ötesine geçen ve gerçekler ile bağdaşan bazı ipuçları veriyordu.
Christopher Deliso adlı yazar, geçen yıl şubat ayında kaleme aldığı, “Türkiye’de Derin Devlet Darbesi Önlendi,” başlıklı yazısında, Ergenekon’un, Komünist yayılmacılığa karşı ABD önderliğinde NATO bünyesinde kurulan ve daha sonra pek çok ülkede dağıtılan Gladio örgütlenmesi ile arasındaki bağı ve bugünkü durumunu irdeliyor (Deep State Coup Averted in Turkey, balkananalysis.com, 9 February 2008).
Deliso’ya göre, “Türkiye’de derin devlet yapılanmasının nerede başladığı ve niçin başladığını biliyoruz. Gerçekte, ironik de olmanın ötesinde son 60 yılda Türk toplumu ve siyasi istikrarına tehdit oluşturan, ‘Derin devlet,’ bu ülkenin Batılı müttefikleri ve en başta ABD tarafından oluşturuldu. 2. Dünya Savaşı’nın ardından NATO’nun kurulmasıyla birlikte bu askerî ittifak, bir Sovyet işgaline karşı direniş ve sabotaj kampanyaları düzenleyecek ‘gizli ordular” oluşturdu. Ancak bu gizli ordular, yolsuzluklara karışırken, iç politika ve topluma müdahale etmeye, ve hatta bazı durumlarda solcular ile genelde vatandaşlara zulüm etmeye başladılar. NATO gizli ordularının en ünlüsü İtalya’daki Gladio operasyonu olurken, bu tehlikeli politikanın, Kontrgerillaların kurulmasıyla birlikte en ciddi uzun vadeli sonuçlarının Türkiye’de yaşandığı söylenebilir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.