Türkiye’de siyasi otoriteler ülkenin yönetiminde muktedir olmadıkları için siyasete karışması önlenemeyen TSK’nın komuta kademesinde meydana gelecek değişiklikler de ister istemez hem Türk kamuoyunun hem de Batı ve ABD yönetimlerinin ilgi odağı haline geliyor.
Dolayısıyla 1 ağustosta başlayıp dört gün sürecek Yüksek Askerî ?ûra (YA?) toplantılarının da sonuçları, önceden tahmin edilmesine karşın, “ne olur ne olmaz” anlayışıyla yakından izleniyor.
Zihinlerdeki sorulardan biri, hakkında çeşitli söylentiler çıkartılan (Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt ile görüşmesi hariç --zira doğrulandı, söylenti değil-) Orgeneral Başbuğ’un, yaş haddinden emekliye ayrılacak olan Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın yerine bu ağustos şurasında Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna sorunsuz bir şekilde oturup oturmayacağı.
Benim öngörüm, hakkında çıkartılan dedikodulara karşın Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı görevini garantilediği şeklinde. Anımsarsanız, iki yıl önce de Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilmemesi için binlerce SMS mesajı atılmış ve bu eylem Büyükanıt’ın bu görevi tam tersine garantilemesiyle sonuçlanmıştı.
Hükümet de teoride kendisine bağlı olan Genelkurmay Başkanlığı’nın, o dönem yeni komutan adayı Orgeneral Büyükanıt için bir ilke imza atarak Bakanlar Kurulu’ndan, atanması yolunda teklif çıkarttırmış ve bu teklif dönemin cumhurbaşkanı tarafından onaylanmıştı.
Yani Genelkurmay Başkanları’nın atanmasında yetki sahibi olan Bakanlar Kurulu, normal olan bir uygulamaya ilk kez imza atmıştı!!!
AK Parti’nin 2002 Kasım seçimlerinde iktidara gelmesi öncesinde de TSK’da yapılacak üst düzey atamalar çoğu zaman polemik konusu olmuştur.
Yazının devamını okumak için tıklayın.