1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 11 Eylül 2010 Cumartesi 02:35
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Lale Kemal BAKIŞ ACISI 20.08.2008
Lale Kemal
Hesap verme kültürü... Kandırılma...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Lale Kemal - Hesap verme kültürü... Kandırılma... Lale Kemal - Hesap verme kültürü... Kandırılma... Lale Kemal - Hesap verme kültürü... Kandırılma... Lale Kemal - Hesap verme kültürü... Kandırılma... Lale Kemal - Hesap verme kültürü... Kandırılma... Lale Kemal - Hesap verme kültürü... Kandırılma... Lale Kemal - Hesap verme kültürü... Kandırılma... Lale Kemal - Hesap verme kültürü... Kandırılma...
Lale Kemal köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Türkiye’nin alacağı silah sistemleri, iki yılda bir güncellenen 10 Yıllık Tedarik Programı (OYTEP) çerçevesinde askerler tarafından belirlenir. OYTEP’in dayandırıldığı esas kriter ise yapılan tehdit değerlendirmeleridir. Yani bu tehdit değerlendirmelerine göre silahlar alınır.

Peki, tehdit değerlendirmelerini Türkiye’de hangi kurumlar yapar? Askerler. Zira sivilleri bu değerlendirme sürecinde dikkate almazlar, siviller de fazla bastırmaz.

Demokrasilerde, işbaşına gelen siyasi otorite askerlerle birlikte tehditlerin değerlendirmesini yapar ama nihai söz hakkı sivillerdedir. Zira, sivil otoritelerin, yanlış ya da doğru izledikleri politikalar karşısında hesap vermeleri gereken bir toplum vardır ve hesap, sandık başında siyasi otoritelerden sorulur.

Birkaç yıl önce Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin (MGSB) hazırlanışı sırasında kamuoyuna yansıyan tartışmalardan da gözlemleneceği üzere, siyasi otorite tehdit algılamalarında fazla söz sahibi olamamış ve sonuçta ne tür silahların alınacağı askerin kararına bırakılmıştır.

Sonuçta da, Türkiye halen 90’lı yılların başında sona eren ve 40 yıl devam eden Soğuk Savaş’ın izlerini taşıyan silah alımlarına devam etmektedir.

Bu arada, asimetrik savaş denilen ve terör örgütleri gibi devlet dışı aktörlerden tehdidin ağırlık kazandığı bir dünya karşımızda dururken ve de Türkiye, neredeyse 24 yıldır PKK ile savaş verirken, halen klasik savaş dönemi tehditlerine ya da lüks kategorisine giren silah alımlarının devam etmesi inanılır gibi değil.

Güneydoğu’dan her gün, gençlerin mayın tuzağı sonucu öldüğü haberleri gelirken bizim silah envanterimize bakıldığında teröre karşı etkin mücadeleyi gerektiren silah türlerine rastlamak çok zor.

Örneğin, halen insansız hava aracı ve mayından koruyucu gibi terörle mücadele için gerekli silah alımları yapılmış değil. Birkaç insansız hava aracını üçüncü ülkelerden ya satın aldık ya da ödünç aldık, o kadar.

Ama Çanakkale ve İstanbul Boğazları için mayın avlama gemilerini envantere soktuk bile. Boğazlar’da mayın avlarken, varsın gençlerimiz Güneydoğu’da mayın tuzağına düşüp, ölsünler. Bu olacak iş değil.

Yakınlarda, yapımı için anlaşmasını imzaladığımız bir diğer silaha bakın; dünyada çok az ülkede bulunan bir denizaltı türü. Yunanistan’da var ya illa biz de alacağız.

Yine yakın tarihlerde tank sözleşmesi imzaladık Güney Kore ile.

Bu sözleşme üzerine bir okuyucumun da katkısıyla, “Türk mü, yoksa Güney Kore tankı mı?” başlığı altında yazdığım yazıda, Altay adı verilen tank projesinin, aslında Seul’ün satacağı teknoloji ile gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu belirterek, projenin, “milli tank” şeklinde sunularak, kandırıldığımız kuşkusunu dile getirmiştim.

Bu yazım üzerine Milli Savunma Bakanlığı (MSB) bir açıklama göndermiş ve tank projesiyle, bir taraftan TSK’nın kendi teknik ve taktik ihtiyaçlarına göre geliştirilmiş bir tankı kullanma imkânına sahip olurken, diğer taraftan teknolojik kazanımlar sayesinde Türkiye’nin, kara platformu ihtiyaçlarını tamamen yurtiçinden karşılar hale geleceğini vurgulamış.

Aynı açıklamada, kara platformları arasında en ileri teknolojileri bünyesinde tankın bulundurduğu vurgulanarak, yazımda belirttiğimin aksine dört tank prototip üretimi için 494 milyon dolar olarak belirtilen proje maliyetinin 168 milyon dolarlık kısmının Güney Kore’ye ait olduğu da kaydedilmiş.

Yani MSB, tank üretimi işinin yüzde 80’inin Kore tarafından yapılmayacağını ama bu ülkeden teknik destek alınacağını vurguluyor.

MSB’nin bu açıklaması, Türkiye’nin acı gerçeğini değiştirmiyor. O da, hesapsız kitapsız yapılan alımların ülkenin gelişimine destek değil köstek olmasıdır.

***

Başbuğ, Ergenekon için soruşturma açtırabilir...

Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna 30 ağustos itibariyle oturacak olan Orgeneral İlker Başbuğ’un, Ergenekon terör örgütünde yer aldığı iddia edilen aktif görevdeki subaylar hakkında soruşturma açılması için askerî savcılığı harekete geçireceği belirtiliyor.

Her ne kadar askerî mahkemeler, zaman zaman sivil suçlara da bakma gibi tartışmalı bir statüde bulunsalar da, Orgeneral Başbuğ’un, Ergenekon’la bağlantısı olduğu iddia edilen subaylar hakkında soruşturma açtırması kamuoyunu bir nebze rahatlatacaktır. Zaten Başbuğ’un da hukuk dışına çıkmaktan hazzetmediği yakın çevresi tarafından belirtiliyor.

Orgeneral Başbuğ’un, silah alımlarındaki gecikmelere de ele atacağı gelen haberler arasında ki bu da olumlu bir gelişme. Komutasındaki TSK, hesap verme kültürünü de geliştirirse bizzat kendisi Türkiye’ye çok faydalı bir iş yapmış olacak.

 

Diğer Lale Kemal Makaleleri:
  1. ‘Evet’le gizlilik zırhı biraz daha delinecek... - 08.09.2010
  2. Asker cephesinde referandum ve ateşkes - 25.08.2010
  3. Ateşkes ve silah siparişleri... - 18.08.2010
  4. Asker vuruşarak kışlasına çekiliyor… - 11.08.2010
  5. Ha Koşaner ha bir başkası - 04.08.2010
  6. Koruma, kollama görevini asker tayin ediyor... - 28.07.2010
  7. Sahi Heron niye düşmüştü - 21.07.2010
  8. Kara harekâtı söyleminde referandum hesabı - 14.07.2010
  9. Kurumlararası kavga Türkiye’yi tüketiyor... - 07.07.2010
  10. Müjde, 27 saldırı helikopterimiz daha oluyor! - 30.06.2010
  11. Terörle mücadele edecekler şoför, garson olunca... - 23.06.2010
  12. ‘Seve seve şahit olurum, içim acıyor’ - 16.06.2010
  13. Ağrı Tugay’ından Akdeniz’deki drama... Hepsi insanlık suçu... - 09.06.2010
  14. Nasıl bir askerî bağımlılıkmış - 02.06.2010
  15. Doğubayazıt Tugayı’nda neler oluyor... - 26.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Türkiye’nin bağımlı günleri geride kaldı
  Otuz yıllık bir utancın sonu
  Böyle okul olmaz olsun
  Vesayette çatlak oluşacak
  Genç bir gazetecinin olağanüstü macerası
  Clooney hem usta hem kiralık katil
  445 sterline Jimmy Page
  Önce Larry King sonra da Obama’yla konuşmak istiyor
  3D Jovovich’e ne dersiniz
  Macar sineması İstanbul’da
  Bayramda ne yapalım
  Aşk imkânsızlıklarla spor anlarla hatırlanır
  Devler adım adım finale
  Yarı finalin diğer adı ABD-Litvanya
  Aslan'da prova iyi

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 10.09.2010
Evet
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 10.09.2010
Sivil darbe!
YA DA
Yasemin Çongar - 10.09.2010
‘Mâşeri vicdan müthiştir’
MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan - 10.09.2010
Son kerte soruları
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 10.09.2010
Raziye Demir’e saygı yazısı
EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem - 10.09.2010
Bir politik muhalefet olarak İslam
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 10.09.2010
Biz, Halk: İlk adım?
SAATLER
Leyla İpekçi - 10.09.2010
Yeniden hayat...
JİYAN
Suzan Samancı - 10.09.2010
Daha daha nasılsınız?
SOLAÇIK
Melih Altınok - 10.09.2010
Bu kez başarabiliriz, evet!
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 10.09.2010
Zaman ayarlı baskın
PANDORA'NIN KUTUSU
Nilüfer Kuyaş - 10.09.2010
Saçmalık
EKOL
Fikri Türkel - 10.09.2010
Ağzımızın tadı bozulmasın...
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 10.09.2010
Sevinelim mi, endişelenelim mi, anlayamadık
TERS KANAT
Dağhan Irak - 10.09.2010
Bir küçük hava boşluğundan umut sığar mı içeriye?
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Hesap verme kültürü... Kandırılma... - Lale Kemal
11.09.2010 02:35:57