Hükümet, kimi zaman, dış politika alanında abartılı ve adeta Osmanlı’nın başarılı dönemlerindeki hakimiyetini yeniden canlandırmak ister bir görüntü verebiliyor ve kimi dış çevrelerde bu algı güçleniyor. Bende de zaman zaman bu türden algı oluşuyor. Ama ben bu tür sapmaları, ufak yol kazaları olarak görüyor ve genel hatlarıyla, Türkiye’nin dış politikada doğru adımlar atan ve bu adımları atarken de sözü dinlenen bir ülke haline geldiğini gözlüyorum. Hele hele de yakın tarihe kadarki ciddiye alınmazlığımız gözönüne alındığında bugün sözü dinlenen bir ülke olduğumuzu kabul etmemiz gerekiyor.
Çok öteye gitmeye gerek yok. Daha 10 yıl öncesine kadar, ciddi insan hakları ihlalleri yüzünden dış dünyada ağır eleştirilere maruz kalıyorduk. Darbe kültürü, faili meçhul cinayetler, nezarethanelerde işkenceden ölen insanlar, Güneydoğu’da, sivil-asker rant paylaşımı arasında PKK ve güvenlik güçleri arasında sıkışıp kalan insanlar, yerlerinden edilen onbinlerce insan. Saymakla bitmez.
Bugün dünyada saygın bir yerimiz varsa, bunun izlerini, atılan demokratikleşme adımlarında bulabiliriz. Ne zamanki Türkiye, tabu olan, askerin yönetimi sivil iktidarla paylaşmama uğruna gerçekleştirdiği darbeler, sonrasında yargıya intikal eden darbe planı iddiaları, Kürt sorunu gibi ülkeyi derinden yaralayan sorunları, reformlardan aldığı güçle tartışmaya başladı işte o zaman dünyanın kayda değer bulduğu bir ülke haline geldi.
Bugün artık, tabu olan konuların tartışılmasının da ötesine geçildi. Darbe kalıntısı Anayasa’da önemli değişiklikler yapıldı, faili meçhul cinayetlerden sorumlu olanlar yargı önünde hesap veriyor, futboldaki şike iddiaları yargıya taşındı, yakın tarihe kadar dokunulmaz olan üniformalı ya da üniformasız suç işlediklerinden şüphelenilen pek çok kişi yargı önünde hesap veriyor. Kürt sorununa, çok geç de olsa 2009 yılında başlatılan açılım ile silah dışı yöntemlerle çözüm arayışları başlatıldı.
Ama son zamanlardaki gelişmeler, Türkiye, bu kazanımlarından ödün mü veriyor, milliyetçi hezeyan içindeki savaş yanlısı çevrelerin tuzağına mı düşüyor, gibi soruları sormamıza neden olacak nitelikte. Bu soruları sormamıza neden olan en önemli gelişmelerden biri, Kuzey Irak’ta PKK hedeflerine yönelik yaklaşık bir yıl aradan sonra yeniden başlatılan operasyonlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.