Komşu İran, Türkiye’nin doğalgazda, Rusya’dan sonra en bağımlı olduğu ikinci ülke. AK Parti iktidarı öncesinde de durum böyleydi. Dönemin iktidar partilerinin, Türkiye’nin çıkarlarını adeta hiçe sayarak gerek Rusya gerekse İran ile imzaladıkları doğalgaz anlaşmalarının bedelini biz vergi mükellefleri ödüyoruz, bunu da bilesiniz. Uluslararası enerji anlaşmalarına göre, ihtiyaç fazlası olduğu takdirde alınmayan gazın parasını da devletler ödemek zorunda. Bunun adı İngilizcede “Take or pay,” diye geçer, yani “al ya da öde.”
Yazın doğalgaz ihtiyacının azaldığı dönemlerde de Türk hükümeti, almadığı gazın parasını İran’a ödüyor. Zamanında doğalgaz karşılığı Türk malı ürünlerin İran tarafından satın alınması yani takas şartı anlaşmalarla sağlansaydı, biz vergi mükelleflerine bindirilen faturanın bedeli daha az olacaktı. İkili ticarette, Türkiye’nin dış ticaret dengesinin açık vermesine yol açan İran ile yapılan doğalgaz anlaşmasının mimarı, şimdi hayatta olmayan Necmettin Erbakan ile Tansu Çiller koalisyon ortaklarıdır. Sonraki koalisyon hükümetleri de zaten enerji politikalarını arapsaçına çevirmiş, yolsuzluk iddiaları gündemden hiç düşmemişti. Keza AK Parti’nin ilk iktidar döneminde de enerji alanındaki yolsuzluk iddialarıyla ilgili gözaltılar devam etmişti.
Mimarlığını, şimdiki hükümetin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı bugünkü İran politikası da pek çok açıdan sorunlu.
Komşu ülkelerle iyi ilişkilerin tesis edilmesi üzerine inşa edilen ve İran’ı da kapsayan Davutoğlu politikası, genel hatlarıyla o günkü şartlarda doğru bir politikaydı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.