Terörle mücadele adı altında yürütülen 30 yıllık düşük yoğunluklu savaş, çok can almaya devam ediyor ama bu canların nasıl gittiği üzerine sağlıklı bilgiler almak mümkün değil. Zira, siyasi iradenin, güvenlik ihmalleri gibi kritik sorunlar karşısında kamuoyuna sağlıklı yanıt verebileceği bağımsız araştırma kurumları yok. Muhalefet partileri, zaten sorunlara çözüm bulmak üzerine değil sorunları ağırlaştırmak üzerine faaliyet gösteriyorlar.
Çukurca’da, nasıl oluyor da 30 yıldır terörle mücadele verilen bir ülkede PKK, sekiz ayrı noktadan aynı anda asker ve polis hedeflerine saldırabiliyor? Güvenlik zafiyeti neden sorgulanmıyor? Neden yine PKK ile mücadelede, profesyonel birlikler yerine acemi erler kullanılıyor? Güvenlik güçlerinin (bazılarının PKK tarafından boğazları kesilerek öldürüldükleri iddiaları var) öldürülme biçimleriyle ilgili bağımsız kurumlarca yapılmış otopsi raporları var mı?.. gibisinden çoğaltacağımız ama hep yanıtsız kalan sorular var.
Keza, 7.2 ile sallanan Van depreminde yine bildik sahneler vardı... Devlet yetkililerinin denetimsiz inşaatlarına izin verdiği adeta kumdan yapılmış binaların depremde nasıl yerle bir olduğu sahnelere yine tanık olduk.
Dünya Sağlık Örgütü, 21 ekimde yayımladığı raporda, Türkiye’de trafik kazalarında her yıl yaklaşık 10 bin kişinin hayatını kaybettiğini, çoğunluğu özürlü kalan ya da ömür boyu süren sağlık sorunları çektiği yılda 200 bin kişinin de yaralandığı bilgisini veriyor.
Terörle mücadelenin yürütülüş biçimiyle ilgili yanıtsız kalan pek çok soru ve geride yitip giden hayatlar, depremlerdeki ve trafik kazalarındaki ihmallerin yol açtığı kabul edilemez yükseklikteki ölümler ve yaralanmalar...
Hesap sorma kültürünü içinde barındıracak iyi yönetim anlayışı yerleşmedikçe, bu ağır sorunlar enerjimizi boş yere almaya devam edecek.
Yazının devamını okumak için tıklayın.