Meclis’in açıldığı 1 ekim cumartesi günü, belki de çok kişi gibi benim de en çok merak ettiğim konu, üç aylık boykotlarını sonlandırıp halktan aldıkları vekaletin gereğini yapma kararı alan BDP’li milletvekillerinin yemin töreni sırasında bir kriz çıkıp çıkmayacağı idi. Hatırlarsanız, Leyla Zana dahil dönemin DEP milletvekilleri, 1991 yılında, Türklük vurgulu vekillik yemini sırasında Kürtçe ifadeler kullandıkları için Meclis’ten polis marifetiyle apar topar götürülmüş ve sonrasında 10 yıl süreyle cezaevinde yatmışlardı. Meclis’te yaşanan bu trajik olaya, o dönem DEP ile koalisyon halindeki “Aslan sosyal demokratların” dahi çıtı çıkmamıştı.
Bu arada hatırlatalım, BDP yemin törenine bir fire ile katıldı. Zira, Bodrum’da bir hanımla fotoğraflanınca adı “Çapkın vekile” çıkan Bengi Yıldız, Meclis’e gelmemişti. Aynı gün Habertürk canlı yayınına katılan BDP Milletvekili Sırrı Sakık, Yıldız’a haksızlık yapıldığından yakınarak, “Kürt olduğu için medya üzerine gidiyor. Zaten eşinden ayrı yaşıyordu” mealinde sözler sarf etmez mi. Güler misin ağlar mısın. Sakık’ın, Yıldız olayındaki Kürtlük vurgusu kimi Kürt kökenli vekillerin önyargılardan gözlerinin iyice kararmış olduğunu gösteriyordu. Ne kimi Kürtlerdeki ne de Türklerdeki ön yargı, Kürt sorununun çözümüne katkı sunmaya yakın.
Türkiye dahil dünyanın neresinde olursa olsun, kamuya mal olmuş kişilerin özel hayatları hep mercek altındadır, bu gerçekten kurtuluş yok. Kürtlükle vs. alakası ise hiç yok. Neyse Yıldız, gazetemize dün yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde Meclis’e gelip yemin edeceğini bildirmiş.
Hazin bir şekilde karakolda biten sonra da cezaevinde mahpusluk şeklinde sonlanan 1991 yemin krizi üzerinden 20 yıl geçti. Diyarbakır’dan başkent Ankara’ya dönme kararı alan BDP/Blok milletvekilleri, içlerine sindiremeseler de yemini Türkçe ettiler de yeni bir kriz çıkmadı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.