Hukuk kuralları yeterli caydırıcılıkta uygulanmayınca Türkiye’de hataları örtmenin en kolay yollarından biri başkasına çamur atmaktan geçer. Aynen bugünlerde yeniden, eleştirel yazanlara, dış kaynaklı finans desteği aldıkları savıyla iftira atıldığı gibi.
Kısa adı TESEV olan Türkiye Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Vakfı’nın, merkezi Cenevre’deki yine kısa adı DCAF olan Silahlı Kuvvetlerin Demokratik Kontrolü adlı kuruluş ile ortaklaşa yayımladığı kitap, bir ilke imza atarak, Türkiye’de güvenlik sektörünün demokratik denetimi üzerine “Almanak Türkiye 2005” adlı bir kitap hazırlamıştı. Kitap, gerek asker gerekse polis tüm güvenlik örgütlerinin mevcut işleyişini anlatırken demokratik ülkelerde nasıl olması gerektiğini içeren bir yol haritası niteliğindeydi.
Ama gelin görün ki Almanak yazarları, haksız saldırılara uğramış, spekülatör Soros’dan para almaktan tutun da Türkiye’yi istikrarsızlaştırmayı amaçladıkları gibi hayal mahsulü suçlamalara maruz kalmışlardı.
Fikir yoksulu kimi gazeteciler de bu suçlamaların üzerine balıklama atlayıp, Almanak’ın yazarlarına ipe sapa gelmez sorular yöneltmişlerdi. Yok efendim, ne kadar para almışlardı yazılar için gibisinden ancak omurgasız insanların yöneltebileceği sorulara tamah etmişlerdi.
Bu sözde gazeteciler, neler yazıldığını bile merak edip Almanak’ı okumamışlardı. Oysaki Almanak genel hatlarıyla, demokratik hukuk kurallarının işlediği insanca bir yaşamın önünü açacak fikirler içeriyordu.
Ben de iftira atmaktan başka bir yol bilmeyen bu insan güruhuna diyorum ki, ülkesini seven, gelecek nesillere iyi bir Türkiye bırakmak için çabalayan insanları bu amaçla harekete geçirmek için başkalarının finans desteğine ihtiyaç duyulmaz, paraya da tamah edilmez.
Yazının devamını okumak için tıklayın.