İsrail’le ilişkiler gerilince ABD’ye, ABD ile ilişkiler gerilince İsrail’e, bu ülkeler de olmadı, Kore’ye, Pakistan’a yüzümüzü dönüp, “Şunu ver, bunu ver” deyip, sürekli silah talebinde bulunuyoruz. Bazı meslektaşlarımın yönelttiği, “Hani biz Anka adlı insansız hava aracını (İHA) yapmadık mı; Amerikan yapımı envanterdeki F-16’lar artık dost düşman ayrımı yapacak yerli sistemlere kavuşmadı mı; Niye yine yabancı kaynaklardan sıkışınca silah istiyoruz” gibisinden bir hayli saftirik sorularla zaman zaman canımı sıkıyorlar. Bu soruları soran meslektaşlarıma gerçekten artık kızıyorum. Türkiye, her şeye rağmen eskisi gibi değil. Artık gazeteciler, akademisyenler, siyasetçiler, işadamları, hukukçular velhasıl her meslek grubundan insanlar ve aslında aydınlardan da daha fazla çok şeyin farkında olan vatandaş, savunmaya harcanan milyarlarca dolara rağmen neden halen Türkiye’nin gelişmiş, karmaşık sistemleri üretip operasyonel hale getiremediğini sorgulamalı ve hesap sormalı.
Siyasi partiler deseniz evlere şenlik. Hiçbir muhalefet partisi, “Alınması öngörülen silah sistemlerine gerçekten ihtiyaç var mı; Neredeyse yüzde 90’ı zorunlu askerliğini yapan yükümlülerden oluşan bu kadar kalabalık bir ordu ülke çıkarlarına ne ölçüde hizmet ediyor; Bu kadar para akıttığımız Silahlı Kuvvetler, neden hep, Amerikan ya da İsrail teknolojilerine bağımlı” gibi sorular sormuyor, “TSK’yı hantal yapısından kurtarıp, küçültelim” gibisinden bir irade ortaya koymuyorlar. İktidar partisinden, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, önceki gün bazı gazetelere yansıyan açıklamalarında, “Asker bedelliyi istemiyor” diye demeç veriyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.