Geçenlerde gazetelerde, bazı milletvekillerinin Amerika’dan alacağımız kısa adıyla JSF olarak bilinen Müşterek Taarruz Uçakları’yla ilgili hükümete yönelttikleri soruları okuyunca, “Eyvah yine başa döndük,” demişim gayriihtiyarî.
Zira aradan neredeyse 18 ila 20 yıl geçmiş, biz halen satın almakta olduğumuz Amerikan yapımı savaş uçaklarının yazılım kodlarını Washington yönetiminin bize transfer edip etmediğini soruyoruz.
Anımsatmakta yarar var, yazılım kodları savaş uçaklarının beynidir ve üretimi çok yüksek teknolojik bilgi gerektirir. Bu kodlara sahip olan ülkeler, kendi dost ve düşman tanımlamasını yapabilirler.
Pek çok okuyucu “Tabi ki isteyeceğiz kodlarını, bunda ne tuhaflık var,” diye sorabilir. Ama şunu bilmekte yarar var; hiçbir ülke bütçesinden milyarlarca dolar ayırıp ürettiği ileri teknoloji ürünleri başka bir ülkeye transfer etmez, bu gerçeği bilen ülkeler de zaten kendi ulusal kritik teknolojilerini geliştirmeye bakarlar.
Ama Türkiye, üretmediği sistemleri diğer ülkelerden istediği gibi, ileri teknoloji ürünleri üretmek için de bir çaba içine girmez. Bu nedenledir ki savunma sanayiimiz neredeyse yüzde 75’ler oranında dışa bağımlıdır, silah ithalatında da beşinci sıradaki yerimizi koruruz.
Dışa bağımlı olunca da ikide bir, “Amerika bize ulusal yazılım kodlarını niye vermiyor,” diye sorar durur, kısır döngü içinden çıkamayız.
Türkiye’de önce, 1980’li yılların sonlarına doğru satın aldığımız Amerikan Lockheed Martin yapımı F-16’ların, dost düşman ayrımı yapabileceğimiz milli yazılım sistemlerine sahip olmak için kıyametleri kopardık.
Yazının devamını okumak için tıklayın.