Şiddet sorununun, sivil siyasetin önünün açılmasıyla ancak çözülebileceğini bilenlerdenim. Sivil siyasetin önünü açacak güçlü bir siyasi iradenin yanısıra güçlü bir ana muhalefet partisine de ihtiyaç var. Diğer muhalefet partilerinin, siyasetin önünü açmadaki önemini de vurgulamam gerekir. Ama bizde, gerek ana muhalefet gerekse diğer muhalefet partilerinin, Kürt sorununun siyaseten çözümü, böylelikle şiddet ortamının en aza indirilmesi yolunda iradeye sahip olduklarını söylemek bir yana çözümden yana olmayan bir politika içinde olduklarını biliyoruz. Durum böyle olunca, bu sorununun siyaseten çözümü görevi, tek başına iktidardaki AK Parti’ye düşüyor. Böylesine ülke çıkarını ilgilendiren devasa bir konuda tek başına iktidara görev yüklemek ise haksızlık olmakla birlikte mevcut tablo böyle. İktidarlar, sorunların çözümüne öncülük ederler, bu da bir gerçek.
İktidar partisi ise son YAŞ toplantılarında görüldüğü üzere, asker ağırlıklı karargâhın kimi dayatmalarına direnemedi. Oysaki, mart ayında çıkartılan kanun hükmünde kararname, hükümetin, YAŞ’ı vesayet aracı olmaktan çıkartacak yasal düzenleme yapmasını mümkün kılıyordu. Bu düzenleme yapılmadığı içindir ki mahkemenin önceki gün haklarında yakalama kararı çıkarttığı bazı muvazzaf generaller, asker çoğunluklu YAŞ’tan temdit alarak çıktılar. Aslında hükümet, YAŞ’ta yasal düzenleme yapmadan da, sanık durumundaki kişileri ya açığa alabilir ya da TSK’dan ilişiklerini kesebilirdi. Ama, gerekli yasal düzenlemeyi yapsaydı eli güçlenirdi.
Askerî vesayet öylesine iliklerimize kadar bilinçli olarak işlenmiş ki, empati yapabilen bizim gibi insanlara derin acılar veren PKK ile çatışma sonucu gelen ölüm haberleri bile siyasetçileri etkilemiyor. Etkilese, muhalefet partileri, iktidar ile güç birliği yapıp, terör sorununu siyaseten çözecek araçların devreye sokulmasını sağlarlardı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.