Devletin gizli bilgilerini içerdiği söylenen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin (MGSB), Sauna çetesinde 2006 yılında ele geçirilmesiyle, belgede neler olduğunu az çok öğrenmiştik. Bir çetede ele geçmesi nedeniyle, devletin kutsal ve gizli kitabı diye bilinen belgeleri imha edeceğini açıklama gereği duymamıştı Genelkurmay. Ama Adlî Müşavir Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu, geçen cuma günü, sivil Hâkim Kadir Kayan’ın Arınç suikastıyla ilgili askerî karargâhın kozmik odasında yaptığı araştırma sonrası buradaki belgelerin imha edileceğini söyledi.
Çubuklu’nun açıklaması, çeteye sanki güveniliyor, sivil hâkime güvenilmiyor izlenimini güçlü bir şekilde verdi.
Ürkütücü, tüyler ürpertici Balyoz darbe planının ortaya çıkması, bir kez daha TSK’nın, kendisine, laik cumhuriyeti koruma, kollama görevi verdiği eğitim müfredatının değiştirilmesinin elzem olduğunu gösterdi. Buna ilave olarak orduya darbe yetkisi veren İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin iptal edilmesi ve hâlihazırda fiilen sıkıyönetim uygulaması anlamına gelen EMASYA protokolünün kaldırılması gerektiğini de defalarca yazıp çizdik. Bunları yazdık diye bizim vergilerimizle kuşandıkları silahları bize karşı tehdit olarak kullananlar bizleri fişlediler.
Hükümetin, EMASYA protokolünü gözden geçirme kararı gecikmeli de olsa olumlu bir adım. Ancak dikkatlerden kaçan bir başka fiili sıkıyönetim durumu var, o da geçici güvenlik bölgeleri uygulamaları.
Avukat Barış Yıldırım, “Tunceli’deki geçici güvenlik bölgeleri,” başlığı altında yayımladığı bir yazısında, Genelkurmay Başkanlığı’nın, hiçbir hukuksal dayanağı olmaksızın Tunceli’deki birçok kırsal alanı geçici güvenlik bölgesi ilan ettiğine dikkat çekiyordu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.