Bu köşeyi yazarken, bir yandan Hrant Dink’in ölüm yıldönümü törenini canlı veren televizyon yayınına kulak kabartıp bir yandan da Çankaya Köşkü’nde yapılan madalya töreninde yaşanan ve aklıma ve yüreğime kazınan acılı anları dile getirmem gerekiyordu. Aslında sözün bittiği yerdeyiz.
Türkiye’de gerçekleşmekte olan onca siyasi cinayet, kimi devlet görevlilerinin dahil olduğu onbinlerce yargısız infaz sonucu ölenler, hükümeti devirmek için yapılan akıl almaz planlar ve tüm bu, –bırakın yasadışılıkları- ahlak ve vicdana sığmayan eylemlerin halen cezasız kalıyor olması...
Ama yine de, utanmadan, sıkılmadan ahlaksızlıkları, yasadışılıkları savunanlara karşı konuşmak zorundayız. Topluma bu ahlaksızları deşifre etmeye çalışırken, terörü bitirmemek için kısır siyasi çekişmeleri ülkenin çıkarlarının üstünde tutanlara, bıkmadan usanmadan, “Artık bu ülkeyi sevin... Sorunları çözmek için elbirliği yapın,” demeliyiz.
Çankaya Köşkü’nün o görkemli tören salonunun dünkü konukları, terörle mücadele sonucu hayatlarını kaybeden ya da gazi olanların anaları, babaları, eşleri ve çocuklarıydılar. Ön sıralarda, pısırık siyasetçilerin, terörle mücadeleyi onlarca yıl havale ettikleri komutanlar ve bugün Kürt sorununu çözerek, PKK sorununu da Türkiye tarihinde ilk kez bitirmeye azimli oldukları inancını veren hükümet üyeleri.
Yazının devamını okumak için tıklayın.