Büyükelçi Nabi Şensoy’un, Başbakan Erdoğan’ın 7 aralıkta başlayan ABD ziyareti sırasında yaşanan bir olay nedeniyle merkeze yani Ankara’ya alınması talebiyle baş gösteren mini kriz, Türkiye’de siyasi otoriteler ile bürokrasi arasındaki ilişkileri irdelemek için bir fırsat oluşturdu.
Bir emekli büyükelçi, Türkiye’nin ABD Büyükelçisi Şensoy ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu arasında, ABD Başkanı Barack Obama ile Erdoğan’ın baş başa yaptığı görüşmeye Davutoğlu’nun dahil edilmesi konusunda yaşandığı belirtilen sıkıntıyla bağlantılı olarak verdiği demeçte, Türkiye’de yalnızca AK Parti iktidarının değil geçmişteki siyasi otoritelerin de diplomatları aşağıladığı mealinde bir açıklamada bulundu. Gerçi aynı emekli büyükelçi, aktif görevdeyken yazılarını beğenmediği gazetecilere kimi saldırgan tavırlarıyla da bilinir. Dolayısıyla bürokrasi-siyasi otoriteler arasında birinciyi kırıcı nitelikteki ilişki zincirleme etki yapar ve kendisi incitilen bürokrat hırsını ya basından ya da daha kıdemsiz bir bürokrattan alabilir.
Genelde Türkiye’de gerek siyasi otoriteler ve bürokratlar arasında gerekse bürokratlar arasında, kıdemsizi aşağılama şeklinde ortaya çıkan bir davranış biçimi hâkimdir.
Bu düzen, TSK’daki hiyerarşik yapıda çok daha belirgin bir şekilde ortaya çıkar ve kurulmak istenen otorite mutlak itaate dönüşerek, pimi çekilmiş bombayı pervasızca ere verip, dört kişinin ölümüne neden olan teğmen olayında olduğu gibi acımasızca bir uygulamaya dönüşebilir.
Hem TSK hem sivil bürokraside, bir alt görevdekini ezme, aşağılama şeklinde tezahür eden ilişki düzeni, başarının esas alınması yerine dalkavukluk yapanın taltif edilmesi sonucunu doğuruyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.