CHP lideri Kılıçdaroğlu, seçim sonuçlarının değerlendirildiği MYK toplantısında halkın AKP’yi tercih etmesini ‘Stockholm sendromu’na benzetmiş. Yani kendine zulmedene gönüllü rehinelik yapanın veya sempati duyanın sorunlu tavrına...
Daha önce de belirtmiştim, keşke kasetle başkan koltuğuna oturduğu ilk günlerde ‘Türkmen’ olduğunu söyleyene dek, Dersimli Kürt-Alevi kimliğine tüm sahiciliğiyle sahip çıksaydı. Hiç değilse bu konuda tutarlı bir duruş sergilemiş olurdu.
Dersimlilerin CHP’ye oy verme geleneği gerçi bu seçimde bozulmadı ama Kılıçdaroğlu AKP’yi bir zorba olarak tescilleyip ona oy verenlerin patolojisinde bir sendrom görmekten önce, keşke Dersim katliamını emreden CHP’ye oy veren hemşerilerinin tutumunu yorumlasaydı.
Onların ruh hakikatine varabilmek AKP’ye oy veren kitleyi anlayabilmekten daha zor çünkü. Ve hepimiz adına çok daha gerekli.
Seçmenin yüzde ellisinin AKP’ye oy vermesine son derece şaşırıp, AKP’nin bir zorba olarak görülmesine hiç şaşırmıyorsanız, memlekette ne olup bittiğini yorumlamanız kolay olmayacaktır. Olmuyor.
Stockholm sendromunu da birtakım fos argümanlara monte etmeye çalışmış oluyorsunuz sadece. Tabii bu fos argümanlarla yapıcı, kapsayıcı bir yoruma ulaşamıyorsunuz bir türlü.
AKP’nin yıllarca halkı boşa sevindirdiği ve Kürt sorununu barışa bağlamak konusunda hiçbir başarı elde edemediği halde toplumun yüzde ellisinden oy aldığını söyleyenlerden biri de Yıldırım Türker.
Hele “Hakem /çoban karışımı yepyeni bir mutant tür söz alanını işgal etti” cümlesini okuduğumda gözlerime inanmakta zorlandım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.