CHP: Bizim gazetenin dünkü manşetiyle başlayalım. “Halk Ergenekon’u istemiyor.” Spot ise şöyleydi: “Ergenekon’un adresini verin, gidip üye olayım diyen Kılıçdaroğlu’nun CHP’si özellikle Anadolu’da çöktü. Silivri’den Meclis’e tünel kazılmasına kazıldı ama bu Ergenekoncu taktik ‘altıok’a yaramadı...”
Taraf’ın bu yorumuna katılıyorum ama eksik bulduğumu da belirteyim. Ergenekon’un bir kanadı CHP’yi kullanarak kendine Meclis yolunu açtı diye düşünüyorum. Hatırlayın, Kılıçdaroğlu aday adaylarını ilk açıkladığında listede Cihaner’e yer vermediği için derhal topa konmuş, bazı internet sitelerinin de ittirmesiyle onu bir oldubittiye getirerek yeniden aday göstermek durumunda kalmıştı.
Ergenekon sanıkları için bu durumda CHP’nin ne kadar kazandığının ya da ne kadar kaybettiğinin çok önemi olmasa gerek. CHP kaybetti ama sanıklar partinin üzerinden kazandı. Kılıçdaroğlu bir gün anılarını yazacak olsa, onların aday gösterilmesinin o kadar da kendi tercihi olmadığını anlayacağız belki.
Seçim sonuçları kesinleşmeden bazılarımız Kılıçdaroğlu’nun istifası veya CHP’nin yeniden karışacağı yönünde yorumlar yapmaya başlamıştı. Çünkü Kılıçdaroğlu meşruiyetini halktan almadı. Liderliğini kaset operasyonuyla aldı. En ufak bir başarısızlıkta onu getirenlerin alaşağı edeceğini düşünmek çok yanlış bir refleks değil maalesef. Kendisi de zaten yaptığı ilk konuşmada seçmenlerinden çok onu başkanlığa getirenleri ikna etmeye yönelik sözler sarf etti.
AKP: Özellikle referandum sürecinde MHP’nin geleneksel milliyetçiliğinin dönüşmekte olduğunu gördük. Bu muhafazakâr milliyetçi söylemin bir süredir hızla seküler ulusalcılıkla iç içe geçtiğini biliyoruz.
CHP’nin sahil milliyetçiliği yani ulusalcığının söylemi giderek MHP’nin homojen kitlesinde etkili oluyordu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.