Cemil Ertem geçtiğimiz günlerde Taraf ’taki yazısında ‘Devrimci Karargâh’ı hatırlatıyordu. Sabancı suikastını da gerçekleştiren çakma yerel sol örgütü, Diyarbakır’da Emniyet Müdürü’nü öldüren Hizbullah’ı da hatırlatarak “ne oldu” diye soruyordu.
“Bu Hizbullah, tabii ki Beyrut’ta milyonlarca insanı meydanlara dolduran Hizbullah değil. Çakma Hizbullah’ın Gaffar Okkan’ı öldürdüğünü artık bu devlet itiraf etmelidir” diyordu.
Bize özgü Hizbullah’ın tam da AB’ye üyeliğimizin kabul edildiği günlerde aniden dehşet saçan eylemlerinin deşifre olduğunu hatırladım onu okurken.
Ertem, “12 Eylül’den kalma yapılar iyice açığa çıkınca ‘Devrimci’ Karargâh gibi yapıları yaratıp bunları PKK’nın içine soktular” diyordu.
Geçtiğimiz hafta gözüme ilişen bir başka haberi daha hatırladım sonra. Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 1994’te kaybolan beş kişiye ait kemikler, 2003’te bir toplu mezardan çıkarılmıştı. 2009’da kimlikleri tesbit edilmişti.
Daha sonra Adlî Tıp ile savcılık arasında kaybolduğu söylenen bu kemiklerin hikâyesinin nasıl sonlanacağını merak ediyordum. Nihayet, geçtiğimiz hafta bu kemikler Diyarbakır
Kimsesizler Mezarlığı’nda ortaya çıkmış.
Ailelerine teslim edilecekmiş.
Cemil Ertem’in dediği gibi; devletin yetkilileri belki ‘Devrimci Karargâh’ı da, çakma yerel ‘sol’ örgütleri de, ‘El-Kaide’yi de, ‘Hizbullah’ı da hepsini biliyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.