Cumartesi günü kaset skandalları sonucunda MHP’den gelen istifa sayısı arttığı dakikalarda, twitter ırmağına şöyle bir cümle attım: “MHP’den vazgeçenlerin oyu ile CHP daha da kabaracak!” Katılanlar olduğu gibi itiraz edenler de oldu: “Ne münasebet! CHP monşerlerin partisidir, muhafazakâr MHP’liler asla oraya gitmez, AKP’ye ve BBP gibi diğer partilere giderler.”
Onlara MHP’nin içindeki homojenliğin son dönem çözülmekte olduğunu, özellikle referandum sürecinde bu dönüşümün hızlandığını hatırlattım. Tabii asıl olarak, CHP ile MHP’nin uzun süredir AKP karşıtlığında giderek birbirine yakınlaşmış olduğunu hatırlatmaya çalıştım. Özellikle de farklı sebeplerle daha ilk günden itibaren karşı çıktıkları ‘Kürt açılımı’ sayesinde.
Siyasi partileri hile ve fitne yoluyla dizayn etme gayreti Türkiye’de siyasi bilince katkı sağlıyor mu? Elbette hayır. Ne siyasi seviyemiz yükseliyor, ne çoğullaşıyoruz, ne de demokratikleşiyoruz. Tabii özgürleşmediğimiz de ortada. Aksine. Giderek yenik düşüyoruz kirli siyaset yöntemlerine. Ve onları giderek meşrulaştırıyoruz. Siyasi analizlerimizi geliştirirken “hmmm...” diyoruz mesela, “Bu MHP’yi CHP’ye katma operasyonundaki adımlardan bir adımdır”.
Böyle işte, evet. İşin mahrem tartışmalarına hiç girmeden söylemek gerekirse, ben de büyük oranda böyle düşünüyorum. MHP’nin özellikle referandum sürecinde ciddi bir çözülme yaşadığı herkesçe malum. Eğer böylesine tehlikeli kamplaşmalar için malzeme olarak kullanılmasaydı, belki bu çözülmenin parti içi çoğullaşma adına hayırlı yanlarını da konuşuyor olacaktık.
Ama maalesef olan biten başka. MHP’nin son seçimlerde CHP’nin kalesi olarak görülen batı sahillerinden ciddi biçimde oy aldığı biliniyor. Referandumda AKP karşıtlığı üzerinden MHP ile CHP’nin nasıl birleştiği de bir sır değil.
Yazının devamını okumak için tıklayın.