12 Eylül öncesi, sorumluluk ve vicdan sahibi her savcının yapması gerekeni yapmıştı Doğan Öz. Uzun araştırmalara dayanarak 1978’in ilk günlerinde sonlandırdığı bir rapor hazırlamıştı. Raporunu dönemin Başbakanı Ecevit’e de sunduğu düşünülüyor.
Ne var ki, bu raporun yazılışından kısa süre sonra Doğan Öz, faili meçhul bir cinayetle katledildi. Eşi Sezen Öz’ün onun katledilişinden sonra diğer evrakı arasında bulduğu bu nüsha, dün, onun öldürülüşünün 33 yıldönümünde Toplumsal Bellek Platformu tarafından düzenlenen panelde okundu.
Bazı bölümlerini ve bazı cümleleri yer darlığı nedeniyle kısaltarak sunuyorum:
“Amaç, ‘şiddet ve anarşi eylemlerini yok’ etmek ve en doğal insan haklarını yaşanan bir gerçek durumuna getirerek toplumda can ve mal güvenliğini sağlamak, düşünce ve inanç özgürlüğünü korumak, demokrasiye bütün gerekleriyle işlerlik kazandırmaktır.
Ancak, yapılan aralıksız araştırmalarımız ve çalışmalarımız, yeni hükümet döneminde de sürüp giden, ilk bakışta can ve mal güvenliğini tehdit eder gibi görünen şiddet olayları ‘anarşik eylemler’ olarak nitelenecek kadar basit değildir.
Gerçekten de bütün olup biten şudur: Ülkemizde tek seçenek olarak ‘Ecevit hükümeti ve onun, demokrasiye bütün gerekleriyle işlerlik kazandıracağına olan umutları’ kitlelerde Türkiye halkında yok etmek ve onun yerine faşist düzeni gündeme getirmek ve bütün unsurlarıyla yürürlüğe koymaktır.
Yazının devamını okumak için tıklayın.