Her ne kadar Antik-Yunanlı büyük düşünür Platon başlangıcın yolun yarısı olduğunu söylemiş olsa da, başlangıcı başarının da yarısı diye kabul edenleri ve öylece işlerini yarım bırakanları düşündükçe, başlangıcı hakikaten sadece başlangıç ve yerine getirilmesi gereken zorlu bir işin startı olarak algılamayı tercih ediyorum.
Taraf’ı yayına başladığı günden bu yana dikkatle izliyor, okuyorum. Bu kadar sınırlı olanaklar ve bu kadar dar bir kadro ile nelere kadir olduğuna hep beraber şahit olduk. Gazeteciliğin onuru sayılacak, sayılması gereken böyle bir gazetede yazıyor olmam, bana heyecan veriyor. Elbette Taraf’ı, Taraf’ın üç-dört yılını değerlendirecek değilim. Bu yazımla Taraf’a küçük, büyük, az ya da çok emeği geçen herkese, Taraf’ın tercihli ve bilinçli okuruna merhaba diyorum.
Yaşıma başıma rağmen kendimi zengin, her istediğini elde eden petrol şeyhinin doğum günü hediyesi olarak babasından bir harem hediye alan şaşkın oğlu durumunda görüyorum. Babası büyükçe bir çadırda oğluna her biri ötekisinden güzel hatunlardan oluşan bir harem hediye eder ve oğlunu çadırda onlarla yalnız bırakır. Bir süre sonra oğul düşünceli bir şekilde çadırın dışına çıkar. Babası‚ “Ne o” der, ve ne yapacağını bilip bilmediğini sorar. Oğul sorunun ne yapıp ne yapmayacağı değil, nereden başlayacağının olduğunu söyler.
Her ne kadar futbolu ilk kez yazmasam da, uzun sayılabilecek bir aradan sonra ilk kez Türkçe yazıyorum. İşimi ve dolayısı ile başlangıcı kolaylaştırmak için, ondan söz etmenin ayıp sayıldığı zamanlarda bile ilgimi saklamadığım futbol ile başlamak istiyorum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.