Reklam | Künye | İletişim 22 Mart 2010 Pazartesi 16:11
Haber Ara :
taraf
WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR!
Taraf.com.tr ile ilgili görüş ve düşüncelerinizi
bize iletmek için tıklayın.
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor     Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan ARADA 10.07.2008
Markar Esayan
Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler
Yazdır
Yazıyı Paylaş:

 

Darbe planlarının havalarda uçuştuğu, suikastların, ölüm timlerinin, çetelerin birbirine karıştığı olağanüstü günler yaşıyoruz. Güzide ülkemizin pek çok yerinde –dikkatinizi mutlaka çekmiş olmalı- sürekli olarak bir uyuşturucu, silah veya yolsuzluk çetesi ortaya çıkıyor ve çete üyelerinin arasında –sanki bir kuralmışçasına- devletin şu veya bu kurumuna sızmış ‘görevliler’ bulunuyor. Ergenekon operasyonlarında tutuklanan ‘önemli’ isimlerle birlikte, kanunsuzluğu ve suçu devletin böğrüne hançer gibi saplamış zihniyet, bir süpernova ihtişamında son temaşasını sergiliyor-adeta. Tarihi günler yaşıyoruz... Bir çürümüşlüğün kendi cüssesinin altında ezilen oburluğunda, kendi kendini tüketen kanserleşmişliği içinde debeleniyor ve yuvalarından uğramış gözlerimizle kendimizi yakın bulduğumuz ilk kişinin yakasına yapışıp soruyoruz: ‘Bize neler oluyor böyle?’ diye...

Şaşkınız...

İyi de neden şaşkınız anlamıyorum. Hani biz hukukun tüm evrensel kurallarını benimsemiş, demokrasisi tıkır tıkır işleyen bir ülkeydik de, ben mi heba ettim kendi kendinibilmezliğimde bunca yılımı? Yıllardır birbirimizin etini ekmeğimize katık yapıp yiyoruz biz. Gözlerimizin önünde 35 insan Madımak’ta naklen yakılırken, kaç kişi normal hayatına devam edemedi, isyan duygusuna kaç kişi gem vuramadı bu ülkede? Madımak’ta 35 İNSAN ölmüşken, iki otel görevlisini hesaptan düşüp 33 aydınımız yakıldı diye feveran edenler de, neyin tepkisini nasıl veriyorlardı, düşündüler mi mesela? Diyorum ki, bir utanç ayini düzenlemeli ve hep birlikte yeniden geri kazanmalıyız utanma kabiliyetimizi. Kendini bu çürümüş zihniyete en bulaşmamış, en mesafeli hisseden en ÇOK utanmalı mesela.

Ama bir de öyle alınganız ki!

Bir de öyle alınganız ki, kimseye laf etmeye gelmiyor. Dün Hrant’ın ardından köşelerinde gözyaşı dökenler bugün Ergenekon zanlıları için neredeyse ağıt yakıyor. O zevat, Hrant adım adım hedefe çekiştirilirken tek bir kelime yazmamış, çizmemişlerdi lakin. Hatırlatma mı istersiniz? Şu cümleler Akşam gazetesinde 1 Haziran 2005’te yayımlanan makalesinde, MHP’nin başına geçmeye tevessül ederken ayar verilip, sesi soluğu kesilen bir akademisyene ait. Yazısında ‘Ermenici’ diye niteledikleri ise, Türkiye’de ilk kez Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen Ermeni Konferansı’na katılan zevatın tümü. Kendinizi bir Samast, bir Hayal, bir Tuncel yerine koyun ve okuyun.

Ermenicilerin gerçek niteliği ortaya konulmalı ve onlara öyle davranılmalıdır. Bu davranış aşağılama, küçük görme, görmezlikten gelme, küçümseme, tiksinti ve gerekir ise en ağır şekilde milli zeminde hakaret etme olmalıdır. Esasen, Türk hukuk sistemi bu davranış bütününü emretmektedir.

En nihayetinde Hrant’a milli zeminde en ağır şekilde 19 Ocak’ta hakaret edildi; iki kurşunla... Ama bu yazıların hiçbirine tepki verilmedi, hiçbir savcı o sıra gani gani örneklerine rastlayabileceğiniz bu açık suçlara işlem yapmadı. MHP’nin tosuncukları ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ diye Agos’un kapısına dayandığında, Hrant’a destek olmaya gelen bir avuç dostu vardı yanında, o kadar. Şimdi Taraf’ın haberlerinden öğreniyoruz ki, tüm bunlar Ergenekon’un toplumu biçimlendirme ve darbe ortamı sağlama planlarının bir parçasıymış. İlk Ergenekon operasyonundan sonra Ali Bayramoğlu’nu arayan üst düzey emniyet yetkilisinin yalancısıyım. Ne demişti emniyet görevlisi? “Hrant’ın kanı yerde kalmadı. Hrant’ı Ergenekon öldürdü. Biliyoruz ama, henüz kriminal delil bulamadık.”

Eh zaten adamlar öldürmeden evvel bir Hrant’a haber vermemişlerdi cinayeti. Bilinecek tabii.

Şimdi anlıyor musunuz Hrant’ın faili malûm cinayet davasında zanlılar ve avukatları niçin o kadar lakayt? Hayal’in avukatı Ogün’e “Agos’un önünde seni telefonla ikinci kez arayan Etyen Mahçupyan mıydı” diye sorabiliyor; cevabı da “Yok Jennifer Lopez aradı” diye gelebiliyor. Şu özgüvene, şu işleyişe, şu zihniyete bakar mısınız? Böyle bir sahneye hangi uygar, demokratik hukuk devletinde şahit olabilirsiniz ki? Susurluk skandalından sonra bir başbakanın çıkıp “Bu millet uğruna, ülke uğruna, devlet uğruna kurşun atan da yiyen de her zaman bizim için saygıyla anılır. Onlar şereflidirler...” dediği bir ülkede, kendisini kim daha güvende hisseder? Çeteciler mi, yoksa güvercin tedirginliğine hapsolmuş biz ‘sıradan’ insanlar mı?

Hâsılı, bugün olanlar dün de oluyordu. Bugün olup da dün olmayan şey, adaletin ilk defa dokunulmazlara dokunmaya tevessül etmesidir.

Bu ülkede asıl şaşırtıcı olan da budur.

 

Diğer Markar Esayan Makaleleri:
  1. Ermenileri kim yarattı - 22.03.2010
  2. Erdoğan beni de tehcire gönder - 18.03.2010
  3. AKP’nin limiti Ermeni meselesi mi - 15.03.2010
  4. Ölüleri, usulüne uygun gömmeden - 11.03.2010
  5. Kendini Soykirimci Ilan Eden Zihniyet - 08.03.2010
  6. 1915 ve Amerika’yı Sürekli Keşfetmek - 04.03.2010
  7. Genelkurmay’daki olağanüstü toplantıda neler konuşuldu - 25.02.2010
  8. Birinci Cumhuriyet’in ruhbanları - 22.02.2010
  9. GSMM oranları ve Taraf’ın zararları - 15.02.2010
  10. Psikolojik Harekât Başkanlığı Agos’u neden fişler - 11.02.2010
  11. Komşu komşu, Hrant’ı kim öldürdü - 08.02.2010
  12. Millet-i Hâkime olmakla yüzleşmek - 04.02.2010
  13. Hissediyorum, o halde varım - 01.02.2010
  14. Nerede o eski balyozlar - 25.01.2010
  15. Ermeni açılımında aranan tıkaç bulundu - 21.01.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  ‘Resmî Nevruz’ bu yıl da olaysız geçti
  Diyarbakır’da karanfil açılımı
  Apo da gelse Kürt sorununu çözemez
  Manşet manşet şuç işliyor
  Her diyarda bayram vardı
  Reform trafiği başlıyor
  Balyoz’da üç tahliye
  Ölümü en çok gençler seçiyor
  Su gibi aziz olamamak
  ‘İkinci Durak’: Suçum yok
  İşadamı vekilin üzerine yürüdü
  Türkiye Darfur’daki barış sürecinde aktif rol alacak
  Colman Cimbom’u seviyoo
  Kadıköy’de yargıya müdahale edildi
  Trabzon’da santra öncesi sönüktü

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel- 22.03.2010
Türkler, bir gece düşünsünler
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar- 22.03.2010
IMF Yunanistan’ı niye kurtaramaz
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan- 22.03.2010
Ermenileri kim yarattı
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı- 22.03.2010
Günahlar ve sevaplar
Ümit İzmen ÖTE TARAFTAN
Ümit İzmen- 22.03.2010
Sefalet endeksi ve siyaset
Cihan Aktaş SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş- 22.03.2010
Konuşan Kayseri
Demiray Oral VAZİYET
Demiray Oral- 22.03.2010
Rüyalarım hayrolsun
Önder Aytaç APOLETİKA
Önder Aytaç- 22.03.2010
Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’sinden kesitler
Ayhan Aktar İLGİNÇ ZAMANLAR
Ayhan Aktar- 22.03.2010
Yüzbaşı Torosyan’ın hikâyesi...
Cem Sey UZAK BATI
Cem Sey- 22.03.2010
AB’nin kavşağı
Namık Çınar GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar- 22.03.2010
TSK’ya ‘muhtıra’
Cahit Koytak YOKSULLAR VE SİVİLLER İÇİN TEZLER
Cahit Koytak- 22.03.2010
Tempolu Yürüyüş
Telesiyej TELESİYEJ
Telesiyej- 22.03.2010
Sevilen diziler, izlenmiyor gerekçesiyle bitiriliyor
Erdem Özgür SARDUNYA
Erdem Özgür- 22.03.2010
İstihdam teşvikleri ve püf noktaları
Bülent Şirin
Bülent Şirin- 22.03.2010
Kaleci ve orta saha
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS