Sevgili okurlarım,
Gazetemiz Taraf bir perşembe günü yayın hayatına başladı. O günden bu yana her perşembe sizlerden gelen sorulara cevap bulmaya çalışıyorum. Geçen hafta ise yaşlı bünyemi bir miktar dinlendirmek için tatil yaptım.
Sevan ve Müjde Nişanyanlar’ın olağanüstü emekle meydana getirdiği, yeryüzünde cennetin provası olarak tanımlayabileceğim Şirince Köyü’nde bulunan Nişanyan Evleri’ndeydim. Bir günün üç gün gibi geçtiği, hayatın salyangoz yavaşlığında hareket ettiği bir yer burası. En güzel tarafı beş yıldızlı otellerin insanı bunaltan öğrenilmiş daha doğrusu zorla öğretilmiş kaba kibarlığına sahip bellboyları yerine köyün yerlisi ev sahibi görevlilerle muhatap olmanız. Daha da güzeli; ödediği tonla paranın acısını açık büfede çıkartan taşkın orta-üst sınıf beyaz yakalıların ve her biri küçük bir doğal afet olan azgın çocuklarının yolunun Şirince’den geçmiyor oluşu. Benim kaldığım süre içinde sevimli bir balayı çifti ile köyün sükûnetini bozmamak adına adeta fısıldayarak konuşan birkaç Amerikalı ve Alman aile vardı. Bu kurala uyacak herkese Şirince’yi şiddetle tavsiye ediyorum.
Küçük ve yeni gazete Taraf
Soru: Sevgili Sivilay Abla, Taraf gazetesi ortalığı kasıp kavuruyor. Her gün büyük bir haber, her gün ses getirecek bir manşet. Ergenekon haberleri ilk sizde. Doğrusu merak ediyorum. Bu kadar eski ve büyük gazete varken nasıl oluyor da bu kadar büyük haberler hep sizin gibi küçük ve yeni bir gazeteye ulaşıyor? (Alper Memişoğlu)
Cevap: Sevgili Alper, sorunun cevabı yine sorunun içinde saklı. Ergenekon kadar büyük bir örgütlenmeden bahsediyorsak, büyük gazetelerin bunun dışında kalabilmesinin mümkün olmadığını da tahmin etmemiz gerekir. Herkes orada olacak, büyük gazetelerin büyükleri olmayacak, olacak iş değil.
Diğer taraftan bu kadar cesur habercilik yapan gazetecilerin daha sonra başlarına neler gelebileceğini bilecek kadar tecrübeli gazetelerde de Taraf’ın attığı manşetlere rastlamamak anlayışla karşılanabilir.
Kısacası Taraf’ın manşetlerini atabilmek için yeni ve küçük bir gazete olmak şart.
Son istasyon Vatan Caddesi
Soru: Geçen gün şehrimize Hürriyet gazetesinin İnsan Hakları treni uğradı. Hürriyet’in 60. yaşı ile İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 60. yıldönümü bu yıl aynı tarihe denk gelmiş. Sivilay Ablacığım, acaba bu çakışmanın hikmeti nedir? Kozmik âlemde gerçekleşen bu doğaüstü olayı insanlık olarak nasıl değerlendirmeliyiz? Güneş ve ay tutulmaları gibi dünyamızın sismik haritalarında bir hareketlenmeye neden olabilir mi? Ne gibi tedbirler almalıyız? (Emine Yıldız – Batman)
Cevap: Hürriyet gazetesi ile İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin yıldönümlerinin çakışması dünyamız için iki bin yılda bir görülebilecek mucizelerden değildir. Daha çok düztaban bir adamın şehrin en işlek yerinde spor ayakkabısı dükkânı açmasına benzer bir ruh halini işaret eder. Hürriyet’in göz yumduğu her büyük insan hakkı ihlalini bir kompartımanın temsil ettiği bu uzun trene öküz gibi bakmamalıyız. Yılın en komik şakasını seyredip stres atmalıyız.
Hürriyet ise bu fırsatı daha ciddiye alıp iyi değerlendirmeli. Ergenekon davası böyle ilerlemeye devam ederse, trenin son istasyonu Vatan Caddesi olabilir. Bu durumda da Hürriyet’in gerçekten de insan haklarına herkesten çok ihtiyacı olacak.
Heryerekon komutanlar
Soru: Sivilay Abla, Ergenekon iddianamesi açıklandı. Dağ fare doğurdu diyorlar. Ergenekon değil heryerekon diyorlar. 600 yıllık örgütmüş, Cumhuriyet’i de İlhan Selçuk basmış, dağlarda terörist kovalamış kudretli komutanlarımız bile darbe yapacakmış, diyorlar. Hepsi fasa fiso diyorlar. Siz ne dersiniz? (Tarkan Seylan)
Cevap: Sevgili Tarkan, Ergenekon davası patlak verdiğinde açılmak üzere, muhalefet partilerine ve büyük gazetelerin köşe yazarlarına dağıtılan zarflardan hep aynı cümleler çıktı. Anladığım kadarıyla senin de eline geçmiş.
Dünyanın her askerî eğitim sisteminde askerlerin sivillerden daha üstün insanlar oldukları öğretilir. Askerlik mesleğini çekilir kılan yegâne şey de bu üstünlük hissidir. Her kumandan bir emirle enflasyonu düşürebileceğine, bir başka emirle de işsizliği yok edebileceğine inanır. Cuma akşamı iş çıkışı tıkanan trafik için bile keskin bir lavabo açıcı gücünde talimatları mevcuttur. (Örneğin; ismi A-K arasında olanlar sol şeritten, K-T arası orta şeritten gidecek, T-Z arası yürüyerek evinin yolunu tutacak gibi.)
Dumanı üstünde darbe hayalleri kurmak bu ruh halinin olağan bir yanılsamasıdır. Medeni ülkelerde darbe yapanların başına gelecek felaketleri aklına getiren kumandanlar için tabii ki hayalin ötesine geçmez. Ancak bizim gibi darbe yapanların en müreffeh hayatı yaşadığı geri kalmış ülkelerde ise hayallerin gerçeğe dönüşmesi için uygun şartlar zorlanabilir. Bildiğimiz gibi ülkemizde dört kez hayaller gerçek olmuştur.
Ergenekon örgütünün her yere konan komutanları ne ilk darbe planı yapan komutanlardır, ne de son. Ancak bu dava hakkıyla sonuçlanırsa, darbe planları yapmak bizim kumandanlarımız için de tatlı bir beyin kaçamağından daha fazla bir şey olamayacak.