Reklam | Künye | İletişim 12 Mart 2010 Cuma 00:58
Haber Ara :
taraf
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Sağlık Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan BAKIŞ ACISI 30.07.2008
Lale Kemal
Ergenekon iddianamesine ince ayar…

Eğitim sistemimiz; bireyleri eleştiriye, tartışarak sorunlarını halletmeye yönlendirmek yerine ezbere dayandırılır. Sorunları tartışarak çözmek yerine soluğu birbirimize hakarette alırız.

Zaten 1980 darbesinden sonra hazırlanan ve bir türlü topyekûn değiştirilemeyen 1982 Anayasası da –sonraki yıllarda üçte biri değişikliğe uğramış olsa da- eğitim sistemimizdeki ezbere dayalı anlayışı perçinlemiş ve insanı insan yapan düşünce özgürlüğü başta olmak üzere birçok temel hak ve hürriyetlerden bizi yoksun bırakmıştır.

Eleştiriyi hakaret sayan anlayışın yasal yaptırımlar biçiminde yansıtıldığı 301 denen kötü şöhretli yasayı bile demokratik hukuk devletine yakışacak biçimde değiştirmeyi beceremedik.

Bugün geldiğimiz noktada halen eleştiri kültüründen yoksun olduğumuz içindir ki devasa sorunlarımızı çözemiyoruz, birbirimize hakaret etmenin ne denli fikir yoksulu bir anlayış olduğunu anlamak bile istemiyoruz.

Nitekim önceki gün akşam, NTV’nin Ergenekon iddianamesiyle ilgili tartışma programında, demokrat çizgide diyebileceğimiz bazı meslektaşların dahi eleştiri kültürünü, ağzımıza sakız ettiğimiz şu meşhur “kurumları yıpratmamak” ifadesi ile eşdeğer görmekte olduklarını tespit etmek üzüntü vericiydi.

Ama şimdi lağvedilen DGM’nin eski savcısı Mete Göktürk’ün aynı programda, bir meslektaşın, kurumları yıpratmama yaklaşımına getirdiği eleştiri yüreklere su serper nitelikteydi.

Savcı Göktürk, “Bizler nasıl belediyeleri yanlış bulduğumuz uygulamalarından dolayı rahatça eleştirebiliyorsak TSK’yı da aynı şekilde eleştirmeliyiz. TSK eleştiri dışı kurum değildir. TSK’nın da hatası olmuştur. Eleştirilmediği içindir ki insanlarda birikimler yaratılmış (öfkeyi kastediyor olsa gerek) ve sonuçta şimdiki patlamalar olmaktadır” diyerek, eleştirilmeyen kurumların aslında bizzat kendilerine dolayısıyla da Türkiye’ye ne denli zarar verdiklerini ima ediyordu.

NTV’deki programın konusu Ergenekon iddianamesi olduğu için ve oturumu yöneten gazetecinin, iddianamede, benim deyimimle yapılmış olan bir “ince ayara” dikkat çekmesi üzerine Savcı Göktürk yukarıda belirttiğim görüşleri dile getiriyordu.

Bildiğiniz üzere, iddianamenin 38. sayfasında Ergenekon terör örgütünün TSK ve MİT ile ilgisinin bulunmadığı belirtiliyor. Her iki kurumun da, cevabi yazılarında bu terör örgütüyle ilgileri bulunmadığını beyan ettikleri için Savcılar iddianamede bu sonuca ulaştıklarını belirtiyorlar.

Ama yine aynı iddianamede, Ergenekon terör örgütünün TSK bünyesinde gizli örgütsel çalışma içinde olduğuna yönelik bulgulara ulaşıldığı da belirtilerek, “Örgütün TSK’da örgütlenmesi, hem dosyadaki resmî evraklardan, hem de telefon görüşmelerinden anlaşılmaktadır. (TSK içinde) En alt kademeden en üst kademelere kadar irtibat kurulabilecek örgüt üyelerinin bulunduğu, bu konudaki belgelerin de Genelkurmay Başkanlığı Askerî Savcılığı’na gönderildiği” ifadeleri yer alıyor.

İddianame bir yandan TSK’nın Ergenekon ile ilgisinin bulunmadığını –kurumsal olarak olsa gerek-, diğer yandan örgütün TSK içinde örgütlendiğine yönelik kanıtları içeriyor.

MİT’in, 2003 yılında hem TSK hem de hükümeti Ergenekon yapılanması konusunda uyardığını düşünürsek, bu istihbarat teşkilatının bulaşmak yerine (bulaşanları da ayıklamış olabilir) örgütün ciddi şekilde izini sürdüğü anlaşılıyor.

İddianamenin yukarıda aktardığım iki ayrı bölümü çelişki gibi görünmekle birlikte aslında TSK konusunda ince bir ayar yapıldığını çok açık biçimde gösteriyor.

İnce ayarın, meşhur “kurumları yıpratmayalım” endişesinden kaynaklanan refleksle yapıldığı anlaşılırken, eski savcı Göktürk, NTV’deki açıkoturumda, yılların birikiminden hareketle, “TSK’nın Ergenekon ile ilgisi bulunmadığı” yolundaki ifadenin, TSK’dan gelen telkinle iddianameye konmuş olabileceğinin altını çiziyordu.

Göktürk’e göre, TSK savcılığa, “biz size gerekli kolaylığı gösteririz ama siz de üzerimize gelmeyin” diye fısıldamış olabilir.

Kritik nokta, Göktürk’ün televizyon programından da aktardığım yukarıdaki görüşleri doğrultusunda eleştirilmekten, genelde Türkiye’de tüm kurumlar, politikacılar ve insanların özelinde de kimi kurumların hem de ciddi biçimde alerji duyuyor olmalarıdır.

Duyulan alerji, eleştirinin, yapılan yanlışların açığa çıkmasını sağlamasından kaynaklanıyor olabilir mi? Bu nedenle de habire “kurumları yıpratmayalım” lafının arkasına sığınıyor olmayalım sakın?

 

Diğer Lale Kemal Makaleleri:
  1. 21. yüzyıl orduları nasıl olmalı, Heper nerede yanılıyor - 10.03.2010
  2. ‘Taraf’ım var diyen onbinlerce subay var, asker artık oksijensiz kaldı’ - 24.02.2010
  3. Başbuğ seçim startı verdi, kozu Deniz Feneri... - 17.02.2010
  4. MGSB’de Gül’ün yazdığı bölümler - 10.02.2010
  5. Laf ola denetimden anlamlı denetime... - 03.02.2010
  6. Sivillerin bilgilendirildiği tehdit algılamaları ve Balyoz - 27.01.2010
  7. Sözün bittiği yer Çankaya Köşkü’ydü... - 20.01.2010
  8. Türkiye’nin vitrini nasıl yapılanacak - 13.01.2010
  9. Devlet sırrı bahanesi - 06.01.2010
  10. Ordu iç tehdide göre yapılanırsa... - 30.12.2009
  11. ‘Dehşet dengesi’ - 23.12.2009
  12. Türkiye değişirken bürokrasinin halleri - 16.12.2009
  13. Tartışmalı silah alımları soruşturulmalı... - 09.12.2009
  14. Ergenekon savcıları ve silah alımları - 02.12.2009
  15. Peres Türkiye’yi işine geldiği gibi okuyor... - 25.11.2009

 
 
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan - 11.03.2010
Taş ve ayna
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar - 11.03.2010
IMF niye Türkiye’yi istemiyor
Halil Berktay OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 11.03.2010
Ütopya ve eleştiri
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan - 11.03.2010
Ölüleri, usulüne uygun gömmeden
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 11.03.2010
Korku, insanı unutturur
Yıldıray Oğur MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 11.03.2010
Hazine’den gelen paraları nasıl yiyip içtik
Dr. Sivilay Genç SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 11.03.2010
Çarşaf provokasyonu
Sezin Öney YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 11.03.2010
Yalanlar imparatorluğu
Mithat Sancar MEO VOTO
Mithat Sancar - 11.03.2010
Yollar ve sonlar
Erol Katırcıoğlu ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 11.03.2010
Demokrasiye geçerken
Janet Barış FRAGMAN
Janet Barış - 11.03.2010
Oscar’lar yine gitti
Telesiyej TELESİYEJ
Telesiyej - 11.03.2010
Televizyon dizilerimizde neden yok listesi çoktur
Aydan Çelik ŞEYTAN ARABASI
Aydan Çelik - 11.03.2010
Cansız Atlar Zamanı

Tüm Yazarlar >>  

Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | RSS