Reklam | Künye | İletişim 22 Mart 2010 Pazartesi 16:10
Haber Ara :
taraf
WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR!
Taraf.com.tr ile ilgili görüş ve düşüncelerinizi
bize iletmek için tıklayın.
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor     Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan SINIR YAZILARI 04.08.2008
Cihan Aktaş
Geniş Ergenekon çuvalı
Yazdır
Yazıyı Paylaş:

I- İçine atılmamış faili meçhul yok neredeyse. Ergenekon çuvalı yakın tarihimizi karıştıran pek çok siyasal cinayeti kapsayacak kadar derin. Ursula K. Le Guin’in Kadınlar Rüyalar Ejderhalar isimli kitabında kurcaladığı kadınların derdikleri ürünü, ördükleri sohbetin kelimelerini içine attığı (Ficher’den mülhem) kültür çuvalından farklı bir çuval bu. Hasılatı kan, gözyaşı, kardeş kavgası, toplumsal kutuplaşma; sararmış başaklar ya da sembollerle yüklü masallar değil. Uğur Mumcu’nun katledilmesinin hemen ardından Cağaloğlu’nda yapılan bir yürüyüşle ilgili televizyon görüntüleri var içinde mesela. Genç bir kız “şeriat yanlıları” diye adlandırdığı hiç tanımadığı insanları suçluyor. “Mini eteğim irticaya yönelik bir protestodur” anlamına gelen bir cümle…

Yıllar yılı terör sonucu öldürülen aydınlar konusunda zanlı olarak İslami kesim gösterildi. Çoğu dindar insan, “sıradan” bulunan insanlar özellikle, aklı ve vicdanıyla bu ölümlerin ardında bambaşka bir tezgâhın var olduğunu fark etmiştir. İslamiyet açısından bir insanı haksız yere öldüren, bütün insanlığı öldürmüş demektir. Bir hadis-i şerife göre, dindar kişi İslam’ı o kadar güzel yaşamalıdır ki, onu öldürmeye gelen, onda yeni bir hayat bulabilmelidir.

Ergenekon çuvalından sızan kanların bıraktığı izler, Mumcu cinayetinin hemen ardından vicdanlı aydınları ve hukuk adamlarını hakikatlerin izini sürmeye yönlendirebilirdi. Bunun tamamen gerçekleşmediğini söylemek haksızlık olur. “Dinci” diye adlandırılan medyada yer alan kimi yazarların yanı sıra Taraf gazetesinin birçok yazarının da Ergenekon çuvalından dökülen kan izlerine yerinde ve zamanında ve açık bir dille işaret ettikleri biliniyor.

II-12 Eylül askeri darbesinden sonra yurtdışına çıkan ve 1993 yılında Türkiye’ye geri dönen sosyalist devrimci Sarp Kuray’ın analizlere dayalı hatıratını okuyorum: İsyan ve Tevekkül. (Birharf; Mayıs 2008)

Eser, “Görünüşte eşkıya, mânâda evliya olan bütün halk yiğitlerine” ithaf edilmiş. Bu giriş, insanı heyecanlandırıyor. Eser epeyce bilgilendirici bir içeriğe de sahip. Ayrıca okuyucu yazarın anlattıklarını büyük bir içtenlikle dile getirdiğinden kuşkulanmıyor

Kuray’ın analizlerini okurken sosyalist devrimcilerin militerizme bu denli meyilli olduğu bir başka ülke var mıdır, bunu düşündüm. Solcu bir aktivist olan yazar Türkiye solunu tahlil ederken sıklıkla “asker millet” şablonuna başvuruyor. Demokratlıktan, çoğulcu ideallerden vazgeçmek istemiyor yine de…

Doğal olarak Kuray bu kitapta Türk solu içindeki kırılmalar ve gruplaşmalar bağlamında bir hesaplaşma da yapıyor. Türk tarihini Hikmet Kıvılcımlı’nın görüşleri ışığında, militerist bir paradigmayla izaha çalışıyor. Bu arada yine Kıvılcımlı’nın analizlerinden yararlanarak, solcu grupların halkla ilişkisinde din faktörünü ihmali konusunda da özeleştiride bulunuyor.

Halkın vesayet altında tutulması gereken bir yığın gibi görüldüğü darbeci gelenekle devrimci ruhu bağdaştırma konusunda zaman zaman bir hayli zorlanıyor yazar.

Kitabın şu dönemde çıkması ilginç. Ne de olsa son dönemlerde Ergenekon örgütlenmelerini savunan pek çok yazar ya da siyasi, Türk milletinin militerist özelliğine, ayrıca 1960 darbesinin erdemlerine fazlasıyla vurguda bulunuyor.

III- Otoriter (ve totaliter) rejimler tarafından yönetilen ülkelerin “demokrasi” yanlısı aydınlarının görüşleri, Zizek’in büyük ihtimalle Defter’de okumuş olduğum bir yazısında ifade ettiği türde bir çifte şantajın, yani baskıcı rejimlerle bu rejimleri hedef alan emperyalist rejimlerin tehdidi altında yaşamaktan kaynaklanan bir muğlaklıkla malul. Doğu Konferansı’nın bir gezisi sırasında Tahran’da İranlı aydınlarla buluşan Türk aydınları, reformist gazeteci Şemsilvaizin’in reformist hareketin karşı karşıya kaldığı tıkanma üzerine konuşurken, asker kanalıyla modernleşmesini sürdüren Türkiye modelini övmesini şaşkınlıkla karşılamışlardı. Bu yaklaşım, reformist aydınların politika alanında geri çekilmesi ve halk desteğini kısmen de olsa yitirmesi konusunda bir fikir verebilir.

Üçüncü dünya aydınlarının problemi, ana şiddetin sonuçlarını, asıl neden olarak okuma kolaycılığında yatıyor. Toplumlarında atıl durumda bulunan enerjinin harekete geçmesi konusunda öncü rolüne sahip çıkan “zihni münevveş” aydınlar, halkçılık ve devrimcilik, hatta demokrasi gibi kavramları yüceltmelerine karşılık, Montesquieu’nun ünlü “şark despotizmi” deyişinin telkin ettiği karamsar hissiyatı aşamıyor.

 

Diğer Cihan Aktaş Makaleleri:
  1. Konuşan Kayseri - 22.03.2010
  2. Eli’yi kim öldürdü - 15.03.2010
  3. Çölde Deniz Misali Kadinlar - 08.03.2010
  4. Haki renkli bir çocukluk ufku - 22.02.2010
  5. Güzel aşk, çirkin sahneler... - 15.02.2010
  6. İran devriminin kültür açmazı - 08.02.2010
  7. Seyyar Sahne ile Fecr Festivali’nde - 01.02.2010
  8. Bu çocuklar Filistin’de yaşamıyor - 25.01.2010
  9. ‘Işıkları Ben Söndürürüm’ - 18.01.2010
  10. Gazze için bir şiirin peşinde - 11.01.2010
  11. Oğlak ya da tamamlanmayan - 04.01.2010
  12. Golgotha yolunda, başörtülü... - 28.12.2009
  13. Kış günlerinde İstanbul - 21.12.2009
  14. Anlama kusuru, dinleme korkusu - 14.12.2009
  15. Bozkırın gözleri: Ahmet Uluçay - 07.12.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  ‘Resmî Nevruz’ bu yıl da olaysız geçti
  Diyarbakır’da karanfil açılımı
  Apo da gelse Kürt sorununu çözemez
  Manşet manşet şuç işliyor
  Her diyarda bayram vardı
  Reform trafiği başlıyor
  Balyoz’da üç tahliye
  Ölümü en çok gençler seçiyor
  Su gibi aziz olamamak
  ‘İkinci Durak’: Suçum yok
  İşadamı vekilin üzerine yürüdü
  Türkiye Darfur’daki barış sürecinde aktif rol alacak
  Colman Cimbom’u seviyoo
  Kadıköy’de yargıya müdahale edildi
  Trabzon’da santra öncesi sönüktü

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel- 22.03.2010
Türkler, bir gece düşünsünler
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar- 22.03.2010
IMF Yunanistan’ı niye kurtaramaz
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan- 22.03.2010
Ermenileri kim yarattı
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı- 22.03.2010
Günahlar ve sevaplar
Ümit İzmen ÖTE TARAFTAN
Ümit İzmen- 22.03.2010
Sefalet endeksi ve siyaset
Cihan Aktaş SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş- 22.03.2010
Konuşan Kayseri
Demiray Oral VAZİYET
Demiray Oral- 22.03.2010
Rüyalarım hayrolsun
Önder Aytaç APOLETİKA
Önder Aytaç- 22.03.2010
Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’sinden kesitler
Ayhan Aktar İLGİNÇ ZAMANLAR
Ayhan Aktar- 22.03.2010
Yüzbaşı Torosyan’ın hikâyesi...
Cem Sey UZAK BATI
Cem Sey- 22.03.2010
AB’nin kavşağı
Namık Çınar GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar- 22.03.2010
TSK’ya ‘muhtıra’
Cahit Koytak YOKSULLAR VE SİVİLLER İÇİN TEZLER
Cahit Koytak- 22.03.2010
Tempolu Yürüyüş
Telesiyej TELESİYEJ
Telesiyej- 22.03.2010
Sevilen diziler, izlenmiyor gerekçesiyle bitiriliyor
Erdem Özgür SARDUNYA
Erdem Özgür- 22.03.2010
İstihdam teşvikleri ve püf noktaları
Bülent Şirin
Bülent Şirin- 22.03.2010
Kaleci ve orta saha
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS