Ergenekon’dan Güngören’e, özneye değil yükleme bakmak

Yasemin Çongar - 08.08.2008
 
Share/Save/Bookmark Arkadaşına gönder Yazdır Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült 


Bazen sadakatinizdir sadık olmamanızın nedeni.


Ya da, başkalarına sadakatsiz görünürsünüz çünkü aslında sadıksınızdır.


* * *


Taraf “Güngören saldırısının failleri bulundu” haberlerine ilk andan itibaren sorularla yaklaştı.


Halbuki Hürriyet, daha saldırı gecesi attığı manşetle bombalamanın “PKK’nın işi” olduğuna hükmetmişti.


Bu belki doğruydu.


Ama bir gazetenin bu kadar hızla hüküm verebilmesi, polisteki kaynaklarının çok somut bulgulara ulaşmış ve bu bulguları paylaşmış olmasıyla mümkün olabilirdi ancak.


Oysa biz de polisle konuşuyorduk; kaynaklarımız “Bizce PKK yaptı” deseler de PKK’nın sorumluluğuna kanıt gösterilen bulguları doğrulamıyorlardı.


Aksine, Hürriyet’in tutuklulardan birine atfettiği “Patlattım seyrettim” itirafını yalanlıyordu polis.


İçişleri Bakanı kameralar karşısına geçip “faillerin yakalandığını” duyurduğunda da içimiz rahatlamadı.


Bakan Atalay, izleyenlerde 17 kişinin katilinin bulunduğu konusunda kuşku bırakmayacak bir güvenle konuşup “Delilleri göreceksiniz,” dedi ama biz araştırınca tam tersi bir tabloyla karşılaştık.


Ya ortada somut delil yoktu ya da basınla paylaşılmıyordu.


Dahası, Irak’tan sızdığı, bombayı yapıp patlattığı söylenen kişi, yakalananlar arasında değildi.


Sekiz tutuklunun mahkeme ve polis sorgusunda bombalama eyleminin ayrıntıları gündeme getirilmemişti bile.


Hürriyet’in ve İçişleri Bakanı’nın yarattığı “Olay çözüldü, suçlular ele geçti” izleniminin aksine, gerçek bombacı serbestti ve polis de bunu doğruluyordu.


Taraf’ın sorduğu, ardından diğer bazı gazetelerin de tekrarladığı sorular, Güngören katliamının kamuoyuna “kapanmış bir dosya” gibi sunulmasının önüne geçti.


Ortada bir muamma olduğu anlaşıldı.


Hızlı manşetlerin peşin hükümleri doğruysa bile, gerçek şu ki, bunu henüz hiçbirimiz bu kesinlikte bilmiyoruz.


Ve eğer o hızlı manşetlerin peşin hükümleri yanlışsa, işin aslını kimsenin tam olarak bilmediğini ortaya koyan sorularımız bugün masumların suçlanmasının, yarın suçluların cezasız kalmasının önüne geçebilir belki.


* * *


CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün rektör atamalarının bir bölümünde, üniversitelerdeki seçim sonuçlarını gözardı ederek kişisel takdir hakkını kullanmasına tepki gösterdi.


Sonra meslektaşlarımız Kılıçdaroğlu’na sordular:


“10. Cumhurbaşkanı Sezer de atamalarda benzer şekilde kişisel takdir kullanırken CHP olarak niye kendisini eleştirmiyordunuz?”


Kılıçdaroğlu, eşine az rastlanır bir itirafla cevap verdi:


“Sezer’in bazı eylemlerine AKP’nin yandaş medyasının hedefi olmaması için bilerek göz yumduk, bilerek eleştirmedik. Cumhuriyeti korumak için bizim yaptığımız doğrudur.”


* * *


Önceki gün Etyen Mahçupyan’a bir televizyon programında mealen şöyle bir soru yöneltildi:


“Sizin de yazarı olduğunuz Taraf gazetesi Ergenekon operasyonu konusunda savcının ve polisin yanında yer alırken, Güngören soruşturmasında tamamen farklı bir tavırla, aynı kesimin karşısında tavır alıyor. Burada bir paradoks yok mu?”


Mahçupyan, gazetenin tavrının her iki konuda da aslında aynı olduğunu, Taraf’ın mağdur olandan ve açıklıktan yana çıktığını anlattı.


Haklıydı.


* * *


Kılıçdaroğlu’nun dünkü vahim itirafını okurken, Mahçupyan’a sorulan o soruyu hatırladım.


Taraf’ı Güngören olayında “polisin ve savcının karşısında”, Ergenekon’da ise “polisin ve savcının yanında” görmenin, aslında Türkiye siyasetinde ve medyasında çok yaygın bir alışkanlığın tezahürü olduğunu düşündüm.


Bu alışkanlığı, en basit şekliyle, “konumunu düşünce ve eylemlere göre değil, o düşünce ve eylemlerin ardındaki aktörlere bakarak belirlemek” diye tarif edebilirim.


Yükleme değil özneye; fikrin ve fiilin kendisi yerine faile odaklı bir tutum alıştan söz ediyorum.


Taraf çıktığından beri, bizi “şurada” ya da “burada” konumlamaya çalışan çevreleri zorlayan da bu alışkanlık oldu.


Şahıslardan, partilerden, kurumlardan taraf bir gazete değil Taraf.


Her şahsı, her partiyi, her kurumu, her şirketi, her devleti yaptıklarıyla ve yaptıklarının yansıttığı fikirlerle değerlendirme çabasında.


Mevcut siyasi partilerden ve aktörlerden ya da devletin kurumlarından herhangi biri, bu ülkede demokrasiye, şeffaflığa, özgürlüğe, eşitliğe, çoğulculuğa, hukuka, refaha hizmet edecek bir adım attığında, adımı atanın kim olduğuna bakmaksızın bu adımı desteklemekten gocunmuyoruz, gocunmayız.


Tıpkı aksi yönde bir adımın, kimden gelirse gelsin, karşısında rahatça tavır aldığımız, alacağımız gibi.


Devletin savcısı ve polisi, devletin içine çöreklenmiş bir suç örgütünün üzerine gittiğinde bunu destekleriz.


Aynı savcı ve polis, bir suç eyleminin üzerine yeterince gitmeden dosyayı kapatmaya çalışırsa bunu eleştiririz.


Tıpkı rektör atamalarında üniversitedeki seçim sonuçlarını gözardı eden cumhurbaşkanının siyasi kimliğinin bizi ilgilendirmemesi gibi.


Sezer yaptığında eleştireceğimiz bir uygulamayı Gül yaptığında da, “Normal değil Sezer’yen” başlığıyla eleştirdiğimiz gibi.


* * *


Bazıları bir ilkeye sadıktır.


Bazıları bir aktöre.


İlkeye sadık olanlar, aktörlerin gözünde er geç sadakatsiz olacaktır.


Biz de öyleyiz.






 

YA DA

 

Yasemin Çongar

 
E-Mail Gönder
 
 



Diğer haberler
- BUGÜNKÜ YAZARLAR
-
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan
Alper Görmüş MEDYAİRONİK
Alper Görmüş
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ
Ayşe Hür
Gökhan Özgün MÜREKKEP
Gökhan Özgün
Halil Berktay OKUMA NOTLARI
Halil Berktay
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı
Lale Kemal BAKIŞ ACISI
Lale Kemal
Amberin Zaman ARAF'TAN
Amberin Zaman
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem
Temel İskit YAZI
Temel İskit
Yıldıray Oğur MANİFESTOM
Yıldıray Oğur
Ümit İzmen ÖTE TARAFTAN
Ümit İzmen


 
 

Telif Hakkı © 2008 Taraf Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.

#