ANKARA -
Mehmet Şimşek Hazine’den sorumlu Devlet Bakanlığı koltuğuna oturduğundan beri şimşekleri üzerine çekip duruyor. Türk ve aynı zamanda Britanya vatandaşı olması, Türkçeyi İngilizce katarak konuşması, yurtdışında uzun yıllar yaşaması, bir ara ABD büyükelçiliğinde kıdemli ekonomist olarak çalışması, bunlar Şimşek’i şaibeli kılmaya yeterli neden sayılıyor. Hakkındaki sallanan sayısız palavralar CIA ajanı ve Londra’daki Kürt Enstitüsü’nün ortağı olduğuna kadar uzanıyor. Bu iddiaları dile getirenler arasında Aydınlık dergisi yazarlarının bulunması bu kampanyanın Ergenekon tertibi adam karalama operasyonlarının bir parçası olduğunu düşündürtmüyor değil.
Bariz karalamalar bir yana, Mehmet Şimşek neden ekonomi köşelerinde eleştiri yağmuruna tutuluyor? Bu hafta kendisiyle The Economist dergisi adına iki saatlik mülakat yapma fırsatını bulmuş iken kendisine de sorayım dedim. Gözleri birden hüzünle doldu, başını salladı, ve sustu.
Hatırlamayanlar için özetleyelim: 1967 doğumlu Mehmet Şimşek, fakir ve kalabalık Batman Gercüşlü Kürt bir ailenin en küçük çocuğu. Türkçeyi altı yaşında öğrenmiş. Derslerini gaz lambası ışığında çalışmış. Kariyerindeki hızlı yükselişini zekâsı, azmi ve elbet de bolca şansı sayesinde dünyanın önde gelen yatırım firmalarından Merrill Lynch’in Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Ekonomi Araştırmalar Bölümü Başkanlığı’yla taçlandırmış. Bu görevi sırasında Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’la tanışmış, hükümete gönüllü danışmanlık hizmeti sunmuş ve 22 Temmuz seçimlerinde Gaziantep’ten birinci sıradan AKP milletvekili adayı gösterilip seçilmiş. Dolgun maaşını bırakıp Türkiye’ye, kendi ifadesiyle “memlekete hizmet” için geri gelmiş.
Göreve geldiğinden beri IMF ve Dünya Bankası çevreleri olsun, İstanbul’daki finans çevreleri olsun icraatları ile ilgili olumsuz pek bir ifade işitmedik. Tam tersi reformcu yapısı, teknik bilgisi, kolayca erişilebilirliği ona epeyce yandaş kazandırmış. Bakanlıktaki performansı, özellikle Sosyal Güvenlik Yasası’nın geçirilmesinde verdiği büyük mücadele takdirle anılıyor. IMF’yle ilişkileri, mayıs ayında son bulan stand-by anlaşmasına rağmen, farklı bir yapıda sürdürme eğilimi piyasalar tarafından olumlu karşılanıyor. Ancak adı herhangi yolsuzluk iddiasına karışmamış olan “temiz Bay Şimşek” Ankara’nın puslu havasına ne kadar dayanır? En çok merak uyandıran konu bu.
Aslında Mehmet Şimşek’in eksiklerinden ziyade dezavantajlarından söz edebiliriz. Birincisi, ağır sıklet halefi Ali Babacan’ın aksine ekonominin başlıca patronu değil. Zira Nazım Ekren için ekonomi koordinatörlüğü portföyü yaratılmasıyla birlikte ekonomiyle ilgili bakanlıkların sayısı çoğaldı, ipler tam olarak kimin elinde belli değil. İkinci dezavantajı ise AKP’nin içinden olmayışı. Başbakan ve Cumhurbaşkanı haricinde pek müttefiki yok. Bir diğer sorun ise siyasetten pek anlamaması. Açıksözlülüğü bazen düpedüz patavatsızlığa ulaşabiliyor. Bizce bu özelliği piyasalara zarar vermedikçe, birilerini incitmedikçe kendisini bir şekilde daha güvenilir kılıyor. Belki de tek “gıcık” yanı mülakat verirken zaman zaman pek parlak olmayan talebesiyle karşılaşan bir profesör edasıyla konuşması.
“Mehmet Şimşek neden yıpratılıyor” konusuna dönecek olursak: Sınıflandırılması güç ve o nispette vesayet altına alınması da güç biri olduğu için mi uğraşılıyor kendisiyle acaba? Veya yıllardır dayatılmak istenen tek tip Türk kimliği kalıbını her haliyle darmadağın ettiği için mi? Bu arada, bugüne kadar basınla sağlıklı ilişkiler kuramamış olmasının da mutlak payı vardır.
Bununla birlikte, Mehmet Şimşek’i daha yakından incelediğimizde şahsında Türkiye’nin her kesiminden bir şeyler barındırdığını görebiliyoruz. Kürt kökenli, aile bağları çok kuvvetli yani tipik bir Güneydoğulu. Dinine bağlı, içki ve sigara içmiyor, evine ayakkabıyla kimseyi sokmuyor, yani bir yanıyla muhafazakâr. Shakira dinlemeyi seviyor. Lüksten hoşlanmıyor. Eşi Anne Lise Amerikalı, başı açık, ata biniyor, çok iyi piyano çalıyor, sadece gümüş takı takıyor. Mimarlık eğitimi almış olan Anne Lise Şimşek çay partilerinden ziyade sosyal yardım projelerine ilgi duyuyor. Çiftin “Biju” adında Şişli sokaklarından yavruyken kurtardıkları güzel yüzlü bir kedileri var. Alçakgönüllüler ve rahatlar. Bu haliyle de Mehmet Şimşek daha çok Batılı “Beyaz Entel Türk” profiline uyuyor. Özetle bu karma yapısıyla Mehmet Şimşek modern Türkiye’yi simgeliyor diyebiliriz.
Diğer Amberin Zaman Makaleleri: