Sınırda yaşamak

Gökhan Özgün - 11.08.2008
 
Share/Save/Bookmark Arkadaşına gönder Yazdır Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült 


Sınır savaşı başladı. Gürcistan’da olan biten sınır savaşıdır. Liberal Batı Medeniyeti’yle Otoriter Doğu’nun sınır savaşı. Yeni’yle Eski’nin sınır savaşı.


Ooo diyeceksiniz, Gökhan Bey, yine çok basit sizin için her şey. Yine tarafınızı seçmişsiniz. Seçtiğiniz kelimeler önden konuşuyor. Yeni’yle Eski’nin savaşı ha? Liberal olanla Otoriter olanın savaşı, bak sen?


Ben de size bu kelimelere takılmayın diyeceğim. Bu kelimeler ‘merkezlerde’ önemli. Sınırda, sınırlarda bu kelimelerin hiçbir anlamı kalmıyor.


Batı Medeniyeti’nin merkezinde liberal demokrasi var, ‘insan hakları’ var. Şiddetten uzak çözümler bulma mecburiyeti var.


Ama gelin görün ki, yine aynı Batı Medeniyeti’nin sınırında Guantanamo var. Irak’ta ölmüş milyona yakın insan var. İsrail var. Filistin var. Batı Medeniyeti’nin sınırında ölüm var, işkence var, faili meçhuller var. Batı’da inandırıcılık merkezden sınıra azalıyor. Özgürlük merkezden sınıra azalıyor. Ve bir noktada öyle bir yok oluyor ki, karşı taraftan bir farkı kalmıyor.


Bir de Otoriter Doğu’ya bakalım. O, Batı’ya göre bir anlamda daha tutarlı. Rusya’da devlet makamında, ofisinde, güpegündüz bir adam öldürülüyor. Kimse failini bulamıyor. Doğu sınırda ne kadar otoriterse, merkezde de o kadar otoriter. Merkezde ne kadar acımasızsa, sınırda da o kadar acımasız. Yalnızca ve yalnızca tutarlılıkta huzur buluyorsanız, buyurun oradan yakın dünyanızı.


Şimdi ben ‘sıradan insan’dan bu ikisi arasında bir seçim yapmam isteniyor. ‘Tutarsız Batı’yla, ‘Tutarlı Doğu’ arasında.


Ve ben densiz, her şeyin üzerinde bir peygamber edasıyla tarafsız durmak fırsatını, ermişliğin cazibesini tepiyorum ve Batı Medeniyeti’ni seçiyorum.


Niye mi? Çünkü ben ‘sıradan insan’ın çoluğu çocuğu var, umuda ihtiyacı var. Ermişin hijyenik cazibesinden çoktan vazgeçmişim. Birazcık umut için bir mücadeleye, bir boka girmişim. Bir yandan o umudun peşinde koşuyorum. Bir yandan ait olduğumu kabul ettiğim Batı Medeniyeti’nin sınırında üzerime sıçrattığı kanları temizlemeye çalışıyorum.


Memleketimi can havliyle Batı’nın sınırından merkezine doğru çekmeye çalışıyorum. Batı’nın ölümü seçtiği yerden, hayatı seçtiği yere doğru iteklemeye çalışıyorum.


Merkezinde demokrasiye yakın duran Batı’nın yavaş yavaş, çevresine ve sınırına da bu zihniyeti taşımak zorunda kalacağına inanıyorum. Israrlı, kararlı davranırsam, Batı’da ‘bir siyaset’ imkânım olduğunu düşünüyorum.


Doğu’da, ne merkezde, ne sınırda, kaçacak hiç bir yer bulamıyorum. Hiçbir yerde hayat göremiyorum.


Gürcistan’da ben sıradan insan gibi düşündü. Ve Batı’yı seçti. Stalin’in memleketi liberalleşti. İlk defa biraz nefes aldı.


Hiçbir anlamlı zihniyet üretmeden, bir iki varsa üç de vardır kolaycılığıyla, üçüncü yoldan bahseden üstün kişiler, dünyanın bütün karmaşasını anlayan derin kişiler oluyor. Ben ise Sorosçu oluyorum. Gürcistan haydi haydi Sorosçu oluyor.


Ve Gürcistan Türkiye’nin yıllardır düştüğü tuzağa düşüyor. Kendi halkının üzerine kendi ordusunu gönderiyor. Bizim Kürtlerin üzerine saldığımız gibi. Konuşarak ilerlemek yerine, kan dökme emrini veriyor. Karşıda bekleyen zihniyet buna dünden teşne.


Gürcistan büyük yanlış yaptı. Saakaşvili suç işledi. Rusya’nın arsız ateşini kendi vatandaşının kanıyla körükledi.


Gürcistan yanlış yaptıysa, Saakaşvili yanlış yaptıysa, peki ben niye Gürcistan’dan yanayım? Niye Rusya’ya sonuna kadar karşıyım?


Cevabı yine basit. Çünkü Gürcistan’ın değişebileceğini düşünüyorum. Aynen Türkiye’nin değişebileceğine inandığım gibi.


Gürcistan beni ilgilendiriyor. Çünkü Gürcistan artık yüzünü Batı’ya çevirmiş. İşaret edebileceği bir hayali var. Umudu var. Rusya neyi hayal ediyor, neyi umut ediyor, hiç bilmiyorum, hiç anlamıyorum.


Mesela Putin bende hiçbir his uyandırmıyor. Ama Bush’tan nefret ediyorum. Benim Bush’a duyduğum nefret, Bush zihniyetini yavaş yavaş yerinden edebilir. Ve belki ediyor da. Putin’i ne ve kim yerinden edebilir, ben bilmiyorum. Bilen varsa söylesin.


Batı Medeniyeti’nin vahşi sınırlarında yaşayanlar için ‘tarafsız’ olmanın dayanılmaz cazibesini artık yavaş yavaş daha iyi anlıyorum. Öyle megaloman ruhlar ki onlar, hiçbir şeyi beğenmiyorlar. Beğenemiyorlar.


Ve Batı’nın onlara, haşmetmeâblarına, kendini beğendirmesini arzuluyorlar. (O zaman taraflarını seçecekler.)


Valla hiçbir Batılının böyle bir lüksü yok. Ellerinde demokrasi diye küçük ya da büyük bir imkân, bir mecra var. Onlar da bunu kullanarak Batı’yı merkezinden sınırına ‘daha makbul’ bir yer haline getirmeye çalışıyorlar.


Batı’nın sınırında façayı bozmadan Batılı olmak gerçekten zor. Kimi için faça önemli, kimi için çocuklarının geleceği. Normaldir.





Diğer Gökhan Özgün Makaleleri:


 

MÜREKKEP

 

Gökhan Özgün

 
 



Diğer haberler
- BUGÜNKÜ YAZARLAR
-
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan
Yasemin Çongar YA DA
Yasemin Çongar
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan
Alper Görmüş MEDYAİRONİK
Alper Görmüş
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ
Ayşe Hür
Halil Berktay OKUMA NOTLARI
Halil Berktay
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı
Lale Kemal BAKIŞ ACISI
Lale Kemal
Amberin Zaman ARAF'TAN
Amberin Zaman
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem
Temel İskit YAZI
Temel İskit
Yıldıray Oğur MANİFESTOM
Yıldıray Oğur
Ümit İzmen ÖTE TARAFTAN
Ümit İzmen


 
 

Telif Hakkı © 2008 Taraf Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.

#