Reklam | Künye | İletişim 22 Mart 2010 Pazartesi 07:33
Haber Ara :
taraf
WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR!
Taraf.com.tr ile ilgili görüş ve düşüncelerinizi
bize iletmek için tıklayın.
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor     Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan KIYI 20.08.2008
Pakize Barışta
Sanattan anlamak da başka şey canım!
Yazdır
Yazıyı Paylaş:

Çağdaş sanat üzerine Türkiye’nin de söyleyeceği önemli şeyler varmış meğer.

İtalya Kültür Bakanı Sandro Bondi vesile oldu da öğrendik. Bondi, bir hata etmiş; çağdaş sanatı eleştirmiş.

Çağdaş sanatı oluşturan ülkelerden biri olan İtalya’nın Bakanı, çağdaş sanattan anlamadığını itiraf etmiş, ama hangi gerekçeyle?

“Çağdaş sanatta bir güzellik emaresi bulmakta güçlük çekiyorum. Çağdaş sanat eserlerinin yer aldığı bir sergiye gittiğimde, ben de herkes gibi anlamış gibi yapıyorum. Ama dürüst olmak gerekirse hiçbir şey anlamıyorum.”

Bizim Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise çağdaş sanatı yüceltiyor. 10.Uluslararası İstanbul Bienali’nin açılışında, “Bu bienaller, uluslararası etkinlikler, sadece ülkenin sınırlarını ortadan kaldırmakla kalmıyor, disiplinlerarası sınırları da kaldırıyor. Herhangi bir biçim ve malzemenin tutsağı olmayan yeni ve özgün yapıtlar ortaya çıkarıyor” (bu açıklama da pek Wikipedia kokuyor) diyerek çağdaş sanatın özüne dokunmuş oluyor.

İki kültür bakanı, iki uç görüş!

Sandro Bondi’nin çağdaş sanatla ilgili eleştirisinin esasını güzellik (estetik) oluşturuyor. Bakan bir eserin, sanat eseri olabilmesinin, her şeyden önce evrensel değerde biçimlenen güzellikten geçtiğine işaret ediyor. Diğer değerlerin daha sonra geldiğini anlatmaya çalışıyor.

Bondi, anlaşılan değerler konusunda bir tartışma açmak istiyor, hem de İtalya’nın kültür bakanı olarak. Yani çağdaş sanatın, sanat olmadığını ima ediyor bir bakıma.

İtalyan Kültür Bakanı’nın bu demeci, yani öze değin değerlendirmesi karşısında, bu eleştiriyi kendi üzerlerine alan ilgili Türk çağdaş sanat uygulayıcıları, Bakan Bondi’ye fena halde kızıp şu türden karşı demeçler verdiler: “Hükümeti tutucu.” (Küratör Ali Akay), “Beyinle ilgili.” (Küratör Levent Çalıkoğlu), “Ön yargıyla konuşuyor.” (Sanatçı-küratör Halil Altındere), “Entelektüel birikim sorunu.” (Sanatçı İrfan Önürmen), “İtalya’ya hiç yakışmıyor.” (Sevda Ergiz)

İtalyan Bakan, sanatın özüyle ilgili, estetikle ilgi bir tartışma açarken, çağdaş sanatın Türkiye kanadını iyi değerlendirememiş galiba!

İtalya ile yarışacak düzeyde bir klasik sanat, bir modern sanat ve çağdaş sanat düzeyimizi küçümsemiş gözüküyor.

Ama çok yanılıyor!

Halbuki biz de varız.

Çağdaş sanatı aslanlar gibi savunacak bir birikime sahibiz ne de olsa.

Sanatçılarımız, küratörlerimiz, sanat eleştirmenimiz, galericilerimiz, sanatseverlerimiz hızla bir ortak cephe oluşturarak İtalyan Bondi’ye karşı çağdaş sanatı savunuyorlar, ama bu savunma, Bakan’ın işaret ettiği esaslarla hiç ilgili değil ya o da ayrı; yani biri çıkıp da, Bondi, çağdaş sanatta güzellik arıyor, ama artık bugün güzellik değil başka kriterler aramak gerekiyor. Ya da, artık güzelliğin kriterleri değişti filan desin, canımı yesin.

Ama hayır!

Bütünüyle alan kaydırma ve konuyu kaynağından uzaklaştırma şampiyonuyuz biz! Tabii bu arada fırsat bulmuşken hakaret etmelere, yukardan bakmalara da bayılırız.

 “İtalya’daki Berlusconi hükümetinin tavrını çok iyi biliyoruz. Tutucu, sadece sermaye ve popüler dünyasına hitap eden bir hükümetten bahsediyoruz. Bu hükümetten bir politikacının böyle cahilce bir şey söylemiş olması üzücü.”(Ali Akay)

Gördüğünüz gibi çağdaş sanatın esaslarıyla ilgili ne kadar önemli bir karşı eleştiri değil mi bu?

“Sanat yapıtıyla ilişkiniz anlamak üzere değil ilişki kurmak üzere kuruludur. Bizde bu ‘sanat yapıtını anlama anlamama meselesi’ uzun bir tartışmaydı. Ben artık böyle bir tartışmanın olduğunu düşünmüyorum. Bondi’nin açıklaması komik ve talihsiz. 2000’li yıllarda hâlâ böyle şeyler konuşuyor olmak... Bu tamamen kişilerin kafasıyla, beyinlerindeki durumlarla ilgili bir şey.” (Levent Çalıkoğlu) Gördüğünüz gibi yine Bondi’nin esasla ilgili eleştirisine yapılan ciddi bir karşı eleştiri. Türkiye meğerse ne kadar ileri gitmiş. İtalya hâlâ çağdaş sanatı anlama anlamama durumunda oysa!

Diğer açıklamalar da bu minvalde, çağdaş sanatçılarımız, bütünüyle özle ilgili karşı eleştirilerini sergiliyorlar.

Türkiye’de okur ve seyirci bu görüşlerle karşılaştığında, çağdaş sanatı daha çok ve derinlemesine anlayacaktır şüphesiz. Böylece bu sanatın severleri artacak ve İtalyanlara, en azından siyasilerine çağdaş sanatın bağımsızlığını, güncel gücünü, sosyal hayatla olan organik ilişkisini, siyaseten özgür duruşunu bir güzel öğreteceklerdir.

Sanatçımız İrfan Önürmen, çağdaş sanatın uzaydan gelmediğini beyan etmiş.

Emin mi acaba? Yani belki de öyle oldu! (Ben şahsen, bienallerde gördüğüm bazı çalışmalardan işkilleniyorum, ne yalan!)

Batılıların iddiasına göre, onlar çağdaş toplumlar kurdular, bu toplumlar çağdaş uygarlıklar ürettiler, bu uygarlıkların çağdaşlığı klasikleşerek, yeni çağdaşlık kavramlarına evrimleşerek sanatta da yeni yansımalar oluşturdular.

Çağdaş sanat denilen sanat da, bu evrimin son örneği sayılabilir.

Bizim coğrafyaya gelince, biz daha temel çağdaşlık kavramını tartışmaktayız ve toplum genel bir kanıya göre de hâlâ çağdaşlaşamadı. Sanatta sıçrama yapabilecek, aradaki mesafeleri aşabilecek bir entelektüel ve yaratıcı sermayeyi de oluşturamadı.

Türkiye’de çağdaş sanat olgusu, bu nedenlerle aslında tipik bir Batı modeli ithali durumunda ne yazık ki.

Tartışılması gereken konu aslında budur bence ya, yine siz bilirsiniz.

 

Diğer Pakize Barışta Makaleleri:
  1. Masalın peşinde bir gezgin yazar: Özcan Yüksek ve ‘Cinistan’... - 21.03.2010
  2. Aslı Tohumcu’nun yeni hikâyeleri pembe rüyaları delik deşik ediyor! - 14.03.2010
  3. Kavafis’in nefesinde Anadolu uygarlıkları var - 28.02.2010
  4. Zenginliğin her zaman yoksulluğa ihtiyacı vardır - 21.02.2010
  5. ‘Ali ile Ramazan’ - 14.02.2010
  6. Arzu Alır’ın sarsıcı şiirleri: ‘Şeytan Gül Dalına Dönerse’ - 07.02.2010
  7. Düşüncenin sesi ve düşüncenin yazısı... - 31.01.2010
  8. Tam zamanında: ‘Pinokyo’ - 24.01.2010
  9. Kerem Işık’ın ilk kitabı: ‘Aslında Cennet de Yok’ - 17.01.2010
  10. Nuri Bilge Ceylan’ın fotoğraflarındaki poetika... - 10.01.2010
  11. Alain de Botton’un ‘Havaalanı’ ve sığlığa bir mana inşa etmek... - 03.01.2010
  12. ‘Filistin...’ Edward Said’in sunumu ve Sacco’nun kalemiyle - 27.12.2009
  13. Burhan Sönmez’in ‘Kuzey’ romanı ve en az bilinenlerin en derin tarafları - 20.12.2009
  14. Mehmet Anıl’ın ‘Forbes Cinayetleri’ ezber bozuyor... - 13.12.2009
  15. Wittgenstein’ın düşünce tarzı insanı mutlu edebilir! - 06.12.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan - 21.03.2010
Türkiye’nin çıkarları
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 21.03.2010
Başbakan
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan - 21.03.2010
Eskimeyen Osmanlı
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ
Ayşe Hür - 21.03.2010
Hamidiye Alayları’ndan koruculuğa
Yıldıray Oğur MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 21.03.2010
OYAK-Renault’a başörtülüler nasıl girer
Hıdır Geviş ÖTEKİ AMERİKA
Hıdır Geviş - 21.03.2010
Otomobil uçar gider
Pelin Cengiz KULİS TARAFI
Pelin Cengiz - 21.03.2010
Dünyanın en kârlı işi insan kaçakçılığı
Ramazan Çanakkaleli İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK DÜNYASI
Ramazan Çanakkaleli - 21.03.2010
Maliye’ye var SGK’ya yok mu
A. Esra Yalazan KAMERİYE
A. Esra Yalazan - 21.03.2010
Kardeş bayramlar ve Newroz...
Tuğba Tekerek PAZAR SÖYLEŞİLERİ
Tuğba Tekerek - 21.03.2010
Büşra: Başörtülü kızın absürt melodramı
Bülent Şirin
Bülent Şirin - 21.03.2010
Trabzon’da Gürcüler güldü

Tüm Yazarlar >>  

Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS