Bu köşelerin tek kıymetiharbiyesi

Markar Esayan - 28.08.2008
 
Share/Save/Bookmark Arkadaşına gönder Yazdır Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült 


Eşimle birlikte üye olduğumuz Surp Vartanants Ermeni Korosu 2002 yılında Sezen Aksu’nun projesi olan “Türkiye Şarkıları” konserlerine katılmış, bu proje kapsamında 30 ağustosta Efes Antik Tiyatrosu’nda, 1 eylülde Aspendos’ta, 28 ekimde ise Brüksel’de konserler vermiştik. Türkiye Şarkıları’nda Ermeniler’den başka, Kürtler, Rumlar ve Yahudiler de yer alıyor, Sezen de hem kendi repertuarını seslendiriyor, hem de eşlikçi grupların şarkılarına orijinal dillerinde iştirak ediyordu. Sezen’in amacı, o eşsiz sanatçı duyarlılığıyla, sıkı sıkıya kapanmış diyalog yollarını müziğin evrensel diliyle zorlamak ve “Aslında ne kadar çok, ne kadar benzer ve ne kadar zengin” olduğumuzu yeniden hatırlatabilmekti. “Tehlike” hemen fark edilmiş olmalıydı ki, 30 ağustosta yapılacak Efes konserinden önce zamanın Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon –Ergenekon duyarlılığıyla olsa gerek- “Böyle bir konser için bugünü mü buldular? 31’inde, 1’inde yapsınlar” diyerek konsere ambargo koymaya çalışmıştı. Lakin Sezen “Bu birliktelik de, bu konser de ‘özel’ değil. Bu bizim kendi gerçeğimiz, bu toprakların kendi gerçeği, doğal birlikteliğidir” diyerek bir santim bile kımıldamamıştı yerinden.


Şimdi anlatacağım detayı seneler evvel Agos’ta kısmen yazmıştım; lakin Taraf okuyucuları da öğrensin isterim. Yanılmıyorsam Aspendos’taki konserdeydi. Son hazırlıkları yapıyorduk. Kuliste hummalı bir telaş vardı. Ermeni korosu olarak otantik olsun diye tasarlanmış –ayinlerde kullanılanları andıran- çakma kilise entarileri giymiş, ortalıkta koşuşturuyorduk. Derken konserde yer alan Kürt gurubundan biri eşimle benim yanıma geldi ve “Tarihte halkım size çok acı çektirdi. Komşularımıza sahip çıkamadığımız gibi, onların kanına da girdik. Atalarımızın sizin atalarınıza yaptığı tüm fenalıklar için özür dilemek istiyorum. Belki faydası yok ama, ben kendi adıma çok üzgünüm. Bunu bilin ve özrümü lütfen kabul edin” dedi.


Hiç beklemediğimiz bir anda yaşadığımız bu “Karşılaşma” bizi derinden sarsmıştı. O an özür dilemek kadar, dilenen bir özrü kabul etmenin de ne kadar zor olduğunu fark ettim. Özür dilemek için belirli bir olgunluğa erişmenin şart olduğu kadar, bir özrü kabul etmenin de aynı olgunluğu gerektirdiğini o zaman anladım. Bir Ermeni olarak benden 1915 kıyımları konusunda dilenen başka özürler de olmuştu daha evvel. O an yine fark ettim ki, hepsini de yüzeysel bir tavır ve içimdeki öfkeyi kamufle etmesi için harekete geçirdiğim bir donuklukla savuşturmuştum. Hiç de hazır değildim benden özür dilenmesine; hatta bunu içten içe neredeyse arzulamıyordum bile. Üstelik bir milletin kaderiyle böyle oynanmış olduğu, aynı zihniyetin hiçbir pişmanlık göstermeden süreklilik arz ettiği bu ülkede Ergenekonlarla boğuşurken, birkaç duyarlı ve onurlu insanın özrünün hükmü neye geçerdi ki! Neyi değiştirirdi? En nihayetinde onlar da benim gibi olsa olsa“azınlık”tı.


Bu özürlerin asıl yüzleşmeyi sulandıran, vakanın ciddiyetini azaltan bir tuzak içerdiğinden bile kuşkulanmıştım.


Ammavelakin o konuşma benim için milat oldu. O günden sonra dışımdan çok kendi içime bakmaya başladım. Mağduriyetin insanı kör eden şeytani bir gücü vardır. Bunun benim üzerimde de işlediğini fark ettim. Bir de şunu fark ettim: Bu ülkede yaşıyor olmama rağmen, aslında bu ülkeye ait hissetmiyordum kendimi. Bunun benim dışımda gelişen, beni öteleyen, ötekileştiren ırkçı politikalarla ilgisi olduğu kadar, farkında olmadan geliştirdiğim bir protesto biçimi olduğunu gördüm. Beni kabul etmeyen, beni yabancı sayan, acılarımla alay edenleri ben de yok sayıyordum. Ama kimdi onlar? Ben kiminle, kimlerle kavga ediyordum? Kime küsmüştüm? Bunların hepsi muğlaktı ve bu muğlaklık bir kara delik gibi her şeyi yutmaya hazırdı. Anladım ki, ait olmaya şiddetle ihtiyaç hissettiğim “memleket”imi de yutmuş, beni yersiz yurtsuz, köksüz bırakmıştı.


Bunları fark ettim.


Son günlerde köşelerde hayâsızca kullanılmaya başlayan Hrant işte bu yüzden çok özel bir kişiydi. Benim şu yakın zamanda keşfettiğimi, Anadolu duyarlılığı ve pürüzsüz vicdanıyla çok önceden görmüş ve biz hepimize “Hasta” olduğumuzu söylemişti. Bizler, özür dilemesini de, bir özrü kabul etmesini de bilmeyenler hasta olmayıp ta başka ne olabilirdik ki! Yaşamın sürekliliğini sağlayan tüm insani duyguları, kendi mağduriyet öfkemizin içinde boğup, aslında hiç inanmadığımız barış ve kardeşlik nutuklarını atar ve dinlerken kendi ikbal veya hırslarımızdan başka ne düşünebilirdik?


Hrant, o Kürt dostum bizimle konuşmadan ve içimdeki kendi yüzleşmemin fitilini yakmadan katledilseydi, büyük bir olasılıkla bugün bu yazıyı yazıyor ve bu memlekette yaşıyor olmayacaktım. Şu bilgiyi de hep bastırmak zorunda olacaktım: Ben hükümlerimi çoktan vermiştim; dünyaya o hükmü hüküm kılan bir deliller silsilesi olarak bakmaktaydım. Öyle bir gözlük takmıştım ki, olan her şey benim haklılığımı vaaz etmekteydi.


Birbirimizin foyasını çıkarmaya, en demokrat, en haklı ve en ahlaklı olanın sadece biz olduğumuzu ispat etmeye bunca istekli olmadan, kendi içimizdeki katiller, sapkınlar, kindarlar, diktatörler, tamahkârlarla yüzleşsek dünya belki biraz değişecek. Süregelen bunca tartışmanın ve bu köşeleri dolduran onca tafsilatın da tek kıymetiharbiyesi, nefret ve önyargıları bir nebze olsun azaltmaya varsa katkısı; yoksa gerisi laf kalabalığı...


Bizi gerçek bir demokrat ya da birinci sınıf bir şarlatan yapan işte bu kadar ince bir çizgi.







 

ARADA

 

Markar Esayan

 
E-Mail Gönder
 
 



Diğer haberler
- BUGÜNKÜ YAZARLAR
-
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan
Yasemin Çongar YA DA
Yasemin Çongar
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM
Etyen Mahçupyan
Alper Görmüş MEDYAİRONİK
Alper Görmüş
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ
Ayşe Hür
Gökhan Özgün MÜREKKEP
Gökhan Özgün
Halil Berktay OKUMA NOTLARI
Halil Berktay
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı
Lale Kemal BAKIŞ ACISI
Lale Kemal
Amberin Zaman ARAF'TAN
Amberin Zaman
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK
Cemil Ertem
Temel İskit YAZI
Temel İskit
Yıldıray Oğur MANİFESTOM
Yıldıray Oğur
Ümit İzmen ÖTE TARAFTAN
Ümit İzmen


 
 

Telif Hakkı © 2008 Taraf Gazetesi - Tüm hakları saklıdır.

#